|
Yeni bir belirsizlik çaðýnda, yeni bir bayaðýlýk çaðýnda yaþýyoruz. Ýslam ve Müslümanlar söz konusu olduðunda her alanda, her konuda, bütünüyle totaliter bir sistemle kuþatýldýðýmýzý görüyoruz. Küresel iklim ýrkçý ve ideolojik bir düþünsel iklim olduðu için; her yerde ýrkçý ve ideolojik körlüklerle karþýlaþýyoruz. Hayatýn her alanýnda bayaðýlýklar, ilkesizlikler, yavanlýklar, pespayelikler gündem oluþturabiliyor. Müslümanlar olarak tarihe edilgin bir þekilde maruz kalýyoruz. Modern kavram ve kurumlarý, Batýlý modeli sorgulamak ütopik bir fantezi gibi görülüyor. Barbarlar bir þekilde onaylanýrken, baðýmsýzlýk mücadelesi verenler aþaðýlanýyor, suçlanýyor. Emperyalizmin, faþizmin, militarizmin þiddeti sorgulanmýyor, bu þiddete maruz kalan, bütünüyle masum/mazlum/maðrur insanlarýn tepkileri, direniþleri sorgulama konusu oluyor.
Küreselleþme toplumlarýn kendi tercihleri olmaktan çok, finansal dünyanýn tercihi ya da dayatmasý olarak somutlaþýyor. Küreselleþme süreçleri, çýkarlarý nedeniyle, finans ve medya dünyasý elitleri tarafýndan yoðun propaganda yöntemleriyle destekleniyor. Çokuluslu þirketlerin çýkarlarýna göre þekillenen küreselleþme, küresel bir azýnlýðýn hizmetinde bulunuyor. Modern zamanlarda, insanlýðýn ortak sorunlarý, ortak hassasiyetleri zemininde bir gündem oluþturulamadý. Tarih ideolojik anlamda, ýrkçý anlamda istismar edildiði için, ortak insanlýk deðerleri etrafýnda bir bilinç oluþturulamadý. Avrupa nýn sömürgecilik geleneðinin temelinde ýrkçýlýk olduðu için, insanlýk, biz ve onlar þeklinde ikiye bölündü. Bütün bir insanlýk, keyfi muðlaklýklarla malul olan sözcükler, tanýmlarla yönlendirilmeye çalýþýldý. Irkçý temelde yapýlandýrýlan biz ve onlar ayrýmý, insanlýða, özelikle de, Ýslam toplumlarýna inanýlmaz acýlar, inanýlmaz sorunlar, inanýlmaz sýkýntýlar ve inanýlmaz bir dehþet yaþattý. Bugün, bu ýrkçý yaklaþýmlar sebebiyle pek çok Ýslam toplumunun gelecekleri bütünüyle belirsiz hale getirilmiþtir.
Halklarýn kendilerini milliyetleriyle tanýmlamaya baþlamalarý yirminci yüzyýlla baþlar. Bu tanýmlama süreci, her milliyetin etnik bir kimlikle birlikte, bu kimliði güçlendiren kültürel renkler, biçimler, mitolojiler üretmesini zorunlu kýldý.
Yirminci yüzyýlla birlikte, her tür etnik gerilim, çatýþma ve rahatsýzlýk tarihe girdi. Irk tanýmý yerine, etnisite tanýmýnýn konulmuþ olmasý, hiç bir þeyi deðiþtirmedi. Etnik gerilim ve çatýþmalar modernizmin ürettiði tahripkar bir salgýn hastalýk olarak yayýlýyor. Modern uygarlýk, teknolojik ilerlemelerin yanýnda, yýkýcýlýkta da çok önemli geliþmeler kaydetti. Her ýrkçýlýk kendisi için her konuda çok önemli özellikler/nitelikler icat ederken, düþman telakki ettiði ýrklar için de çok olumsuz, çok kötü özellikler icat etti. Ulus devletin tarihe giriþiyle birlikte, her ulus-devlet azýnlýk saydýðý unsurlarý eritmek için kültürel þiddet uyguladý. Türkiye de Kürtler örneðinde yaþandýðý üzere, azýnlýklaþtýrýlan unsurlarýn kendi kimlik oluþturucu baðlamlarýndan uzaklaþtýrýlmasý amaçlandý.
Birinci Dünya Savaþý sonrasý dönemde, imparatorluklar çökünce, yeni siyasal kimlikler ortaya çýktý. Bu yeni siyasal kimlikler için, yeni milliyetçilikler oluþturuldu. Ýkinci Dünya Savaþý ndan sonra ise, yüzlerce yeni milliyet sahneye çýkarýldý. Ulus-devletler azýnlýk saydýklarý unsurlarýn kendi dillerini, kültür ve edebiyatlarýný geliþtirmelerinden, azýnlýklarýn bu çabalarýný siyasal baðýmsýzlýk taleplerine götürebileceði endiþesiyle çok korktular ve bu giriþimleri kültürel þiddet yoluyla engellediler. Modernlikler, bir yanda evrenselcilik iddiasýnda bulunurken, bir diðer yanda ulusçuluðu, homojen kültürü ve devlet tahakkümünü kurumsallaþtýrdý, sistemleþtirdi, ulus-devlet fikrinin meþruiyeti bulunmadýðý için, tek devlet, tek dil, tek kültür yaklaþýmýnýn meþruiyeti bulunmadýðý için, ulus-devlet fikrine meþruiyet kazandýrmak üzere, her ulus-devlet için uygun mitolojiler/efsaneler/semboller oluþturuldu. Ulus kavramýnýn belirleyici, tayin edici nihai ölçütleri yoktur. Bu nedenledir ki bu kavram her zaman büyük muðlaklýklar taþýr. Bütün bunlardan hareketle, her ulusçu dayatmanýn, tek dil, tek kültür dayatmasýnýn ahlaki temellerden yoksun bulunduðunu kaydetmek gerekir.
Modern tarihin içerisinde karanlýk boþluklar oluþturan liberal-seküler aklýn bunalýmý sebebiyle, bütün toplumlar çok ciddi bilinç rahatsýzlýklarý, sarsýntýlarý, kýrýlmalarý yaþýyor. Algýsal bulanýklýklar, bozukluklar ve bunalýmlar sergiliyor. Günümüz dünyasýný belirleyen düþünceler ayaklarý üzerinde duramayan düþüncelerdir. Bu nedenledir ki her yerde algý/anlam dalgalanmalarý, yaþanýyor. Bütün kavramlar büyük kýrýlmalar içerisinde bulunuyor. Ýnsan haklarýnýn evrensel bir ideoloji olarak takdim, edildiði bir zamanda, çaðýmýzýn insan haklarý çaðý olduðu iddialarýnýn gündemde olduðu bir zamanda, insan haklarý gündeminin çok büyük bir ýrkçý palavra olduðunu, çok büyük bir ideolojik yalan olduðunu görüyoruz. Müslümanlara yönelik þiddet/terör olaylarýyla, Batýlýlara yönelik þiddet/terör olaylarý kesinlikle ayný þekilde algýlanmýyor, ayný þekilde deðerlendirilmiyor. Modernite, kendi kendisini yücelten, takdis eden, mutlaklaþtýran bir süreçler toplamý haline getirildiði için, modernitenin oluþturduðu kategoriler, ideolojik/politik amaçlarla oluþturulan dýþlayýcý kategoriler olarak somutlaþýyor. Ýdeolojik ve ýrkçý yaklaþýmlarýn her durumda ötekilere ihtiyacý var. Bu nedenle ideolojik ve ýrkçý sapkýnlýklar insani bütünlükleri, ahlaki ve vicdani bütünlükleri sayýsýz parçalara bölme konusunda hiç bir tereddüt yaþamýyor. Bu parçalanmalarý gerçekleþtirenler, kendilerini seçilmiþ iyiler olarak tanýmlarken, bütün ötekileþtirilenleri aþaðýlayýcý tanýmlarla etiketliyor.
Ýçerisinde yaþadýðýmýz dönemde Siyonist terör sisteminin modernizmin en ileri biçimlerini gerçekleþtirdiðini gördük. Siyonist terör sistemi, kendisini Batý sisteminin ideolojik akrabasý saydýðý için, Batý ailesinin bir parçasý saydýðý için, iþlediði bütün kötülükler, cinayetler, katliamlar, sürgünler, yýkýmlar, hayatýn ve tabiatýn tahribi için hafifletici nedenler bulunabiliyor. Bütün ahlaki ilkelerin/deðerlerin, deðer sistemlerinin altüst olduðu, belirsiz ve etkisiz hale geldiði bir dünyada faþist/Siyonist/militarist barbarlýklarý suçlamak yerine, bu barbarlýklara maruz kalanlar suçlanabiliyor. Modern dünya, Gazze de yaþananlarýn bir Hiroþima denemesi olduðunu farketmediði gibi, Siyonist Gulag Takýmadasýndan da hiç söz açýlmýyor. Emperyalist küresel sistemin Afganistan da, Irak ta, Filistin de masum sivillere yönelik katliamlarý sürerken, bu katliamlarý Taliban, Hizbullah ya da Manas la ilgilendirerek deðerlendirmek kolaycýlýðý seçmek olur. Bütün bu katliamlarýn Ýslam kültür ve uygarlýðýna yönelik imha hareketlerinin/siyasetlerinin/stratejilerinin bir parçasý olduðunu bilmek gerekir. Ýþgal ve istilacýlara, katliamcý ve soykýrýmcýlara karþý duyulan nefret sürdükçe hiç bir direniþ hareketi/mücadelesi yenilgiye uðratýlamayacaktýr, yenilgiye uðratýlamamýþtýr. Hiç bir direniþ hareketi, hiç bir kurtuluþ hareketi yerli/sivil halkýn gönüllü desteði olmadan kazanýlamaz, bu destek olmaksýzýn hiç bir hareket varlýðýný sürdüremez. Halkýn içerisinde, halkla beraber ayný þekilde yaþayan, halkýn her tür mahrumiyetini, onlarla paylaþan bütün direniþ hareketleri her zaman son derece kýsýtlý imkanlar içerisindedir. Bütün bu kýsýtlý imkanlara raðmen, direniþ onuru ve bilinci ile direniþ mücadeleleri, Afganistan da, Irak ta ve Filistin de çok büyük zaferler kazanmaktadýr. Soykýrým, katliam, sürgün ve iþkence çaðý devam ediyor.
Geçtiðimiz yýllarda, Afganistan da, Taliban ýn put telakki ettiði için tahrip ettiði Buda heykelleri ile ilgili olarak bütün dünya ayaða kalkmýþ, Taliban ýn, Ýslam ýn ve Müslümanlarýn ne kadar dehþetli ilkeller olduðu yolunda korkunç bir gündem oluþturulmuþtu. Siyonist vahþetin Gazze de bütünüyle yýktýðý cami ve mescitlerle ilgili olarak modern dünyadan, Siyonist ilkellikle ilgili herhangi bir tepki sadýr olmadý.
Ýçerisinde yaþadýðýmýz çað ahlaki bir tükeniþ çaðýdýr.
Modern zamanlarda, entelektüel dünyada ahlaki kozmopolitizme yoðun bir biçimde vurgu yapýlýyordu. Yaþadýðýmýz olaylar, ahlaki kozmopolitizm iddialarýnýn hiç bir ciddi temeli olmadýðýný gösterdi. Uygarlýk fikri üzerinde çok yoðun spekülasyonlar, sansasyonel, aþýrý yorumlar, deðerlendirilmeler yapýldýðý halde, insanlýk uygarlýk yerine vahþeti gördü. Kitle katliamlarý, Avrupa ideolojisinin, modern ideolojinin himayesi altýnda yirmi birinci yüzyýlda da sürüyor, sürdürülüyor. Bu þartlar altýnda, bir uygarlýktan kuþkusuz söz edilemez. Bugün, Siyonist Führer lere kol kanat geren bir dünya var.
Þimdi de, bugün de yaþamak demek, bugünü/þimdiyi doðru anlamak, bugün de, þimdi de yapýlmasý gerekenleri yapmaktýr. Þimdi de yaþamak, bugünü yaþamak, geçmiþi unutmak, geçmiþten kopmak anlamýna gelmez. Zaman bilincine sahip olmaksýzýn, tarih bilincine sahip olmaksýzýn, anlamlý bir varoluþa sahip olamayýz. Geçmiþte yaþanan tecrübelere kayýtsýz kalamayacaðýmýz gibi, geçmiþte yaþanan düþüþlere de kayýtsýz kalamayýz. Tarih bilincine sahip olmak demek, yalnýzca tarihte gerçekleþtirilen baþarýlarýn büyüsü içerisinde yaþamak anlamýna gelmez, gelmemelidir. Tarih olaylarý biriktiren bir depo deðil, bütün insanlýk durumlarýný kaydeden, anlamaya, çözümlemeye çalýþan bir disiplindir. Tarih ilgisi bir antika ilgisine indirgenemeyeceði gibi, bir kronolojiye de indirgenemez. Geçmiþten bütünüyle baðýmsýz bir bugün düþünülemeyeceði gibi, bugünden baðýmsýz bir gelecek de düþünülemez. Bilinçli her tercihin, tarzýn, duruþun, eylemin bilgi ve bilgeliðe, tarihsel/kültürel hafýza ve tecrübeye ihtiyacý vardýr. Hayata, tarihe, olaylara bilinçli bir bütünlük içerisinde baktýðýmýzda geleceðe yönelik kimi ipuçlarý yakalayabiliriz. Her milliyetçi tarih, her ýrkçý ve ideolojik tarih bütün gerçekleri çarptýrarak kendi kendisini haklý çýkaran yollar bulur. Bu nedenle, her durumda eleþtirel bir tarih yaklaþýmý esas olmalýdýr. Her ýrkçýlýk bir geri dönüþ özlemini ifade eder. Siyonizm de bir geri dönüþ ideolojisidir. Günümüzde Siyonizm bütün cepheleriyle/tezahürleriyle eksiksiz bir para-noya ve histeriyi yansýtmaktadýr.
Irkçý köleliklerle, ideolojik köleliklerle kendilerini sýnýrlandýranlar hiç bir þekilde hakikate/adalete ulaþamazlar. Her koþulda hakikatin/adaletin ifadesi olabilmek için, mitolojileri sorgulayabilecek bir bilince/ahlaka sahip olunmalýdýr. Mitolojiler, ýrkçý amaçlara, ideolojik/politik amaçlara hizmet eden en uygun araçlardýr. Bu nedenledir ki; günümüzde politikacýlar, bir siyaset felsefesi birikimine deðil, bir tarih felsefesi birikimine deðil, mitolojilere ihtiyaç duyuyor.
Ahlaki ve vicdani kaygýlar taþýmayan rasyonel akýl, her þartta þiddete baþvurabiliyor, þiddetle bütünleþebiliyor. Modern zamanlar boyunca, yalnýzca akla güvenen, aklý yücelten toplumlar bu konuda hep hüsrana uðradýlar. Evrenselleþtirilmeye çalýþýlan modern idealler, iþlevsiz sözcüklere dönüþmüþ olarak varlýklarýný sürdürüyor. Sýk sýk geri dönüþler yaþayan bir uygarlýk karþýsýnda bulunuyoruz. Egemen kültürü/yaklaþýmý paylaþmayan herkes þüpheli muamelesi görüyor. Ýdeolojik þovenizm despotik bir egemenlik anlayýþý oluþturuyor. Þiddet üreten ideolojiler hiç bir meþruiyeti bulunmayan iþgaller gerçekleþtiriyor. Ýslam toplumlarýna/ülkelerine yönelik keyfi iþgal, keyfi terör, keyfi katliamlar gereði gibi sorgulanmýyor. Hoþnutlukla, rýza ile karþýlanan iþgallerin olmayýþý, her iþgalin bir direniþ bilincini yükseltiyor olmasý kuþkusuz umutlarýmýzý güçlendiriyor. Ýslam toplumlarýnda Müslümanlar bir yanda direniþ bilinciyle onurlanýrlarken bir diðer yanda da, kimi Ýslami cemaatlerin/akýmlarýn oportünist bir uyum/hoþgörü içerisinde olduklarý görülüyor. Hiç bir ahlaki/düþünsel ölçüt ve ilkeye sahip olmayan oportünist teslimiyetçiler, hiç bir baský biçimi karþýsýnda, hiç bir sömürgecilik biçimi karþýsýnda seslerini yükseltmiyor, apolitik kayýtsýzlýklar sergiliyor.
Modern zamanlar boyunca yaþadýðýmýz somut tarihsel, toplumsal, siyasal gerçeklikler, soyut ideolojileri bütünüyle geçersiz kýldý. Modern zamanlar boyunca, özellikle Müslümanlar çok küstah kavramlarla, çok küstah, sloganlarla baskýlandýlar. Modern Batý uygarlýðý deðer üretemeyince, seküler/rasyonel ideolojiler deðer üretme konusunda çaresiz kalýnca, Avrupa, Hýristiyanlýða ya da Yahudiliðe baþvurmak zorunda kaldý. Bu gerçeðin bir tezahürü olarak bugün, Batý entelektüel hayatý dini hayattan neler öðrenebileceðini, dinin hayata dönüþünü, siyasete dönüþünü tartýþýyor. Yine, Avrupa da dini-seküler uzlaþmayý savunan akýmlar güçleniyor. Burada bu konu etrafýnda þekillenen çok ilgi çekici, çok çarpýcý bir tartýþmaya/yaklaþýma da iþaret etmek gerekiyor; Modern entelektüel hareketler, Aydýnlanmayý kendi aralarýnda yoðun bir eleþtiriye tabi tutarlarken, Ýslami geliþmeler karþýsýnda, özellikle de, Ýslamcý proje karþýsýnda, köktenci bir þekilde eleþtirdiði Aydýnlanmaya sarýlýyor, Aydýnlanmayý savunuyor. Avrupa, modern döneme girerken, ilkel/baðnaz mezhep savaþlarýný önlemek üzere gündeme getirilen laiklik bu baðlam içerisinde deðerlendirilmesi gerekirken, bugün Türkiye de yaþadýðýmýz üzere, tamamen baðlamý dýþýnda kullanýlýyor. Ýktidar ve egemenlik ihtiraslarý modern zamanlarda çok büyük kötülüklere neden oldu. Ýktidar ve egemenlik ihtiraslarýyla uygarlýk fikrinin baðdaþmayacaðýný bunca trajediden sonra Batý dünyasýnýn öðrenmesi gerekirdi. Tahakküm ihtiyacý ve ihtirasý duyan bir uygarlýktan söz edilemez. Gerçek uygarlýklar tahakküme ihtiyaç duymaksýzýn kendilerini kabul ettirirler. Ýki Batý nýn (Avrupa ve Amerika) son 500 yýlý, bir bütünlük içerisinde deðerlendirilerek, iniþe geçen modern uygarlýk sonrasý döneme iliþkin, Ýslam kültür ve uygarlýðýnýn neler vaat edebileceðini Ýslami entelektüel hayatýn konuþmasý/tartýþmasý gerekir. Müslümanlar olarak, hiç geciktirmeksizin konuþmamýz/yüzleþmemiz gereken birikmiþ sorunlarýmýz var. Hala aziz Kuran ý, aziz Ýslam ý nasýl anlayacaðýmýz konusunda bir karara varamadýðýmýz için; Ýslam ý nasýl yaþayacaðýmýzý, Kuran ý nasýl yaþayacaðýmýzý, tarihe/hayata nasýl kazandýracaðýmýzý, tarihte nasýl somutlaþtýracaðýmýzý konuþmuyoruz. Modern ideolojilerin her alanda yaþamakta bulunduðu derin krizleri doðru deðerlendirerek; Ýslami dil, büyük bir özgüven içerisinde radikal önerilerle, insanlýðýn bilincine ve yüreðine bir yol bulabilir. Radikal olmanýn aþýrýlýklarla, fanatizmlerle, gençlik saplantýlarýyla, gençlik heyecanlarýyla uzaktan yakýndan ilgisi yoktur. Radikal olmak, Ýslami temellere, Ýslami bütüne ilkesel baðlýlýðýn ifadesidir, baðýmsýz bir irade ortaya koyma çabasýdýr. Kendi kültür ve uygarlýk deðerlerimizle bütünleþebilecek bir evrensellik projesi oluþturabiliriz. Kültürler ve uygarlýklar kendi bünyelerine uygun unsurlar söz konusu olduðunda, diðer kültür ve uygarlýklarla alýþveriþe açýk olurlar. Kültürlerin kendi anlam dünyalarýna kapanmalarý, diðer kültürlerle iletiþimi kesmeleri, bu kültürleri, yalnýzlaþtýrýr. Bugünün sýnýrlarý aþan iliþkiler dünyasýnda, Müslümanlar arasý iliþkileri sýnýrlandýran baðnazlýklar yaþýyor olmamýz hiç bir suretle kabul edilemez.
Yeni bir kabilecilik çaðýnda insanlýk askeri güç yoluyla, þiddetle, iþgal, istila ve katliamlarla, hiç bir siyasal kültürel, toplumsal yapýlanmanýn/inþanýn gerçekleþtirilemeyeceðini öðrendi. Askeri güç dýþýnda hiç bir gücü bulunmayan Amerika, Irak ve Afganistan direniþini etkisizleþtirmeyi baþaramadý. Militarist-faþist Siyonizm, Hizbullah ve Hamas ý yenilgiye uðratamadý, Faþist dünya, devleti olmayan Hizbullah ýn 2006 yýlýnda Ýsrail e karþý gerçekleþtirdiði direniþi unutamýyor. Hizbullah ve Hamas ýn en geniþ, anlamda toplumsal hizmetler vererek toplumlarýyla bütünleþtiði hatýrlanmýyor, düþünülmüyor. Arap dünyasýnda, halkýný temsil eden, halkýn seçtiði tek hükümet Hamas hükümetidir. Günümüzde saltanatçý Arap rejimleri Ýsrail le dayanýþma içerisinde Ýslami hareketleri, direniþ hareketlerini kontrol etmeye çalýþýyor. Arap dünyasý, Ýran-Hamas-Hizbullah-Suriye dayanýþmasýný "yeni þer ekseni" olarak gördüðünü itiraf edebiliyor. Ýsrail in Arap birliði üyesi olmasýný samimiyetle isteyen Arap rejimleri var. Bütün iþbirlikçilerin utanç verici iliþkilerini, utanç verici köleliklerini, teslimiyetçiliklerini ve zilletini sorgulamak gerekir. Direniþ hareketlerine karþý olan þükran borcumuzu yerine getirmek üzere bütün iþbirlikçilerin utanç verici konumlarýný teþhir etmemiz gerekir. Emperyalistlerin, faþistlerin, Siyonistlerin, iþgalcilerin, istilacýlarýn, katliamcýlarýn, soykýrýmcýlarýn, iþkencecilerin emrine girerek, bunlara yardým ve yataklýk eden El Fetih yönetimini, Irak Kürdistan Bölgesel yönetimini sorgulayan bir bilinci yaþatmak ve bu ihanetleri unutmamak gerekir. Bir milyonun üzerinde masum insanýn katliama tabi tutulduðu, bütün kültür ve uygarlýk varlýklarýnýn yaðmalandýðý, ekonomik varlýðý gasp edilen ve enkaza dönüþtürülen Irak ýn iþgalinden emperyalistler ne kadar sorumlu iseler, iþbirlikçiler de ayný ölçüde sorumludurlar. Kürt sorununu/trajedisini anlamak/paylaþmak, Kürt halkýnýn mücadelesini ve hassasiyetlerini paylaþmak, Kürt halkýyla dayanýþma içerisinde bulunmakla, iþbirlikçileri takbih etmek birbirlerinden ayrý þeylerdir. Bugün, içerisinde yaþadýðýmýz bütün olaylar ideolojik mülahazalarla çarptýrýlarak insanlýðýn gündemine taþýnmýyor. Filistin sorunu olarak bilinen sorun, bir Ýsrail/Filistin çatýþmasý sorunu deðildir. Sorun, Ýsrail in sömürgeci/emperyalist projesidir, iþgal ve istilasýdýr. Emperyalist, Siyonist, faþist, iþgal, istila, sürgün, toplama kampý, iþkence kampý uygulamalarýna sistematik anlamda, kurumsallaþtýrýlmýþ bir biçimde maruz kalanlarýn direniþini "terör" olarak tavsif etmek hiç bir ahlaka, hiç bir vicdana sýðdýrýlamaz. Ýsrail in, Avrupa nýn emperyal ve kolonyal projesinin desteðini alarak, kolonyal bir devlet olarak kurulduðunu, terörist baþbakanlar tarafýndan yönetilen militarist/faþist bir devlet olduðunu unutmamak gerekir.
Tek kutuplu dünyanýn neden olduðu benzersiz barbarlýklar ve vahþet bugün sorgulanabilir hale geliyor. Amerika artýk ekonomik anlamda bir iktidar deðil. Amerikan ekonomisinden baðýmsýzlaþan ülkeler var. Bunun için, içerisinde bulunduðumuz dönemde bir Asya yüzyýlýndan söz edilebiliyor, çok kutuplu bir dünyadan söz edilebiliyor. Bugün, dünyanýn yaþadýðý ekonomik kriz modernliðin getirdiði sosyal ve ahlaki krizin bir sonucudur. Yaþadýðýmýz kriz büyük yalanlarla, büyük propagandalarla parlatýlan ideolojilerin krizidir. Bütün insanlýða dayatýlan, Batýlý aklýn, seküler/rasyonel aklýn nihai bir model olmadýðý, olmayacaðý artýk bugün açýkça konuþulabiliyor. Laikliðin neden olduðu ruhsal-manevi-deruni-ahlaki çölleþme, yozlaþma, bayaðýlaþma itiraf edilebiliyor. Dünyanýn hiç bir yerinde Fransa da bile entelektüel kadrolar, Türkiye de olduðu kadar din e kapýlarýný kapatmýþ deðil. Türkiye de entelektüeller düþünerek, düþünsel derinlikler keþfederek deðil entelektüel oyunlar oynayarak, entelektüel atraksiyonlar sergileyerek gündeme girmeye, gündemde kalmaya çalýþýyor.
Irkçý nedenlerle, ideolojik nedenlerle, ekonomik ve politik nedenlerle gerçekleþtirilen ayrýmcýlýklar ve ötekileþtirmeler devam ettiði sürece ahlaki bir toplum, ahlaki bir dünya, uygar ve adil bir toplum, uygar ve adil bir dünya kurulamaz. Ötekileþtirilen her unsur, tahakküme, sömürülmeye, düþman sayýlmaya açýk olan unsur demektir. Soðuk Savaþ ve 11 Eylül sonrasý dönemde farklýlar, ötekileþtirilenler, düþmanlýk üzerinden tanýmlandýlar. Küresel ölçekte, bütün toplumlara zorla asimilasyon dayatýldý. Ýçerisinde yaþadýðýmýz dünyanýn kirli/sapkýn gerçekliðini bütün boyutlarýyla görebilmeliyiz. Tarihsel sorunlarý bir bütünlük içerisinde yorumlayabilmeliyiz. Hiç bir meþruiyeti bulunmayan sömürgeciliklere tepki-direniþ asla terör olamaz. Asýl terörizm sömürgeci ihtiraslardýr.
Romantik kayýtsýzlýklardan kurtularak, onurlarý kýrýlmýþ, incitilmiþ toplumlarýn vicdaný olmalýyýz.
Nasýl bir dünyada yaþadýðýmýzý, hangi tarihsel sorunlar/koþullar/süreçlerle karþý karþýya bulunduðumuzu anlamaya çalýþmalýyýz.
Ýdeolojik maskelerin ardýnda yatan gerçeklikleri görebilmeliyiz.
Somut hiç bir gerçekliðe sahip olmayan, büyülü kavramlara karþý dikkatli olmalýyýz.
Ýktibas Dergisi
|