06 Eylül 2010 Pazartesi
ÞEHÝD ÞEYH AHMED YASÝN'ÝN HAYATI
Kutsal Direniþin Manevi Lideri
2010-01-28 - 17:04

Kutsal Direniþin Manevi Lideri: Þeyh Ahmed Yasin

Filistin'de iþgale karþý iki ayrý intifadanýn öncülüðünü yapan, vücudunun felçli olmasýna raðmen Allah yolunda mücadeleden, direniþten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ýn manevi lideri Þeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi 22 Mart 2004 tarihinde hayatýný kaybetti. Þeyh Yasin, evinin yakýnýndaki camide sabah namazýný kýlmasýnýn ardýndan iþgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafýndan fýrlatýlan füzelere hedef olarak þehit oldui. Saldýrýda ikisi Ahmed Yasin'in yardýmcýsý olmak üzere dört kiþi daha hayatýný kaybetti.

Þeyh Yasin'in Hayatýnýn Özü: Ýbadet, Hicret, Cihad ve Þehadet

Þeyh Ahmed Yasin'in hayatýný dört kelimeyle özetlemek mümkündür: Ýbadet, hicret, cihad ve þehadet. Bu dört kelime ayný zamanda nebevi çizgiyi, peygamberlerin bize gösterdiði kutsal yolu özetlemektedir. O, insanýn bu dünyaya Allah'a kulluk görevini yerine getirmek üzere gönderildiðine bütün kalbiyle inanmýþ ve iþte bu inancýn kazandýrdýðý teslimiyet duygusuyla Allah'a teslim olmuþ, ona kulluk görevini özenle yerine getirmek için çalýþan biriydi. Allah'a olan bu teslimiyeti onu, dünyevi hesaplarla zalimlere teslim olmaktan alýkoydu. Dolayýsýyla kulluk teslimiyetiyle, bu vasfýn kendisine kazandýrdýðý kula kul olmama onurunu bir araya getirmeyi baþardý. Böylece hak bildiði yoldan asla sapmadý, zalimler karþýsýnda zerre kadar taviz vermedi. Tertemiz vataný iþgalci Siyonistler tarafýndan iþgal edilince 11 yaþýnda ailesiyle birlikte hicret etmek suretiyle birçok peygamberin hayatýna girmiþ olan hicret olayýný yaþadý. Ýçinde bulunduðu þartlarýn kendisine diðer kulluk görevlerine ek olarak cihad yükümlülüðünü de yüklediðini bildi ve bedensel özürlü olmasýný bu konuda mazeret olarak gösterme yoluna gitmeksizin, bir kaçamak yolu aramaksýzýn cihad ve direniþ hususunda baþkalarýna örnek olmak için hep gayret sarf etti. Sonunda Allah'a kulluk bilinci içinde cihad ve direniþe adadýðý 67 yýllýk ömrünü, bir seher vaktinde, cemaatle kýldýðý sabah namazýnýn ardýndan kucakladýðý þehadetle tamamladý.
Onun hayatýný biraz daha ayrýntýlý okuduðumuz zaman yukarýdaki dört kelimenin gerçekten bu hayatý özetlediðini daha açýk bir þekilde görürüz.

Þeyh Yasin'in Hayatý

Ahmed Yasin 1937 yýlýnda Filistin'in Askalan þehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaþýnda iken babasý vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeþlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yýlýnda yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü iþgal etmelerinin yol açtýðý felaket üzerine ailesi Gazze þehrine göç etti.

Ahmed Yasin, 1952 yýlýnda Gazze þehrindeki Ýmam Þafii Okulu'nda ilköðrenimini tamamladý. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöðrenimini tamamladý. Lise öðrenimini de 1958 yýlýnda Filistin Lisesi'nde tamamladý. Ahmed Yasin, hayatýnýn gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya þahit oldu. Bütün bu olaylarýn onun üzerinde önemli etkileri oldu.

1952 yazýnda bir yüzme faaliyeti esnasýnda kafasýnýn üstüne düþtü ve boyun kemiði kýrýldý. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.

Liseyi bitirdikten sonra bazý ilim adamlarýndan özel dersler aldý. Bunun yaný sýra kendi özel çalýþmalarýyla da kendini çok iyi yetiþtirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanýnýrdý. Özel öðrenimini tamamladýktan sonra öðretmen olarak görev aldý.

Direniþ Ýçin Halký Bilinçlendirmesi

1967 yýlýnda Filistin'in tamamýnýn Siyonist iþgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarýný iþgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya baþladýlar. Ýþgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanlarýn þuurlandýrýlmasýnda Þeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.

Gazze'de Ýslâm Merkezi'ni kurmasýndan sonra iyice tanýndý ve Filistin'in her tarafýnda adý duyulmaya baþladý. Bu durum iþgal yönetimini son derece rahatsýz etti. Bu yüzden onu defalarca polis merkezine çaðýrdý.

Zindan ve Direniþ

1984'te Ahmed Yasin ve yardýmcýlarýndan pek çok kimse tutuklandý. Yürütülen soruþturma sonunda Ahmed Yasin, Ýsrail devletini yýkarak yerine Ýslâmi bir devlet kurmak için çalýþtýðý gerekçesiyle 13 yýl hapse mahkûm edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle iþgalciler arasýnda bir esir deðiþiminde serbest býrakýldý. 1985'te gerçekleþtirilen bu esir deðiþiminden sonra Þeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin Siyonist iþgalcilere karþý sürdürdükleri cihadlarýnda baþlarýna geçti.

HAMAS'ýn Ortaya Çýkýþý ve Ýntifada


Ahmed Yasin 8 Aralýk 1987'de baþlayan intifadanýn öncüsü durumundaki Ýslâmi Direniþ Hareketi (HAMAS)'nin kurucusudur. HAMAS'ýn kökeni Müslüman Kardeþler cemaatine dayanýr ve Ahmed Yasin de bu cemaatin Filistin kanadýnýn bir mensubuydu. Ancak 1987'ye gelindiðinde iþgale karþý fiili mücadeleyi organize edecek bir direniþ örgütüne ihtiyaç olduðu görüldü. Bu konuda Müslüman Kardeþler'in genel idaresiyle de istiþare edilerek Filistin'e özel olarak böyle bir teþkilat kurulmasý kararlaþtýrýldý. Ýþte bu karar neticesinde Þeyh Yasin'in öncülüðünde Filistin Ýslâmî Direniþ Hareketi (HAMAS) ortaya çýktý. Bu itibarla HAMAS, Müslüman Kardeþler'den bir kopma deðildir.

HAMAS ilk olarak ismini 8 Aralýk 1987'de patlak veren intifadayla duyurdu. Sonra da bu intifadayý yönlendirmesiyle kýsa sürede bütün dünyada tanýndý.

Ahmed Yasin bütün hayatý boyunca bu teþkilatýn manevi lideri olarak bilindi ve intifadanýn devamýnda bir motor görevi gördü.

Yeniden Zindan

Siyonistler, 18 Mayýs 1989'da Þeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladýlar. Onunla birlikte Ýslâmi Direniþ Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladýlar. Bu tutuklama, intifadayý durdurmayý amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydý. Ancak siyonistler umduklarýný bulamadýlar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da þiddetlendi.

Mahkemeye Çýkarýlýþý ve Onurlu Tavrý

Uzun oyalamalardan sonra Þeyh Yasin 3 Ocak 1990'da mahkeme önüne çýkarýldý ve 15 suçlamadan yargýlandý. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarýna söylediði söz þu olmuþtu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargýlama hak ve yetkisine sahip deðildir. Çünkü bu mahkeme iþgalciler tarafýndan kurulmuþtur. Dolayýsýyla tamamen gayri meþru ve kanundýþýdýr."

Bu ilk duruþmadan sonra yargýç yeniden duruþmayý belirsiz bir tarihe erteledi. Daha sonra Siyonist yönetim Þeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991'de mahkeme önüne çýkarýlacaðýný açýkladý. HAMAS bu sýrada, Þeyh Ahmed Yasin'in yargýlanmasýný protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991'de de mahkemenin verdiði zulüm hükmü açýklandý. Ýsrail askeri mahkemesi HAMAS'ýn kurucusu Þeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasýna çarptýrdý. Mahkeme ona ayrýca, öldürme emirleri verdiði ve Ýsrail'i yýkarak yerine Ýslâmi bir devlet kurmayý amaçlayan kanun dýþý (!) örgüt kurduðu iddiasýyla on beþ yýl hapis cezasý verdi.

Zindan Onu Yýldýramadý

Ýsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkûm ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlýklar yapmak ve ona serbest býrakýlmasý için bazý þartlarý kabul ettirmek istedi. Bir keresinde Ýsrail'i tanýdýðýný ve imzalanan özerklik anlaþmalarýna olumlu baktýðýný açýklamasý karþýlýðýnda serbest býrakma teklifinde bulundu. O bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra Ýsrail'i tanýma þartýndan vazgeçerek sadece özerklik anlaþmalarýný kabullenmesini þart koþtu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dýþarý çýktýðýmda karpuz yemememi þart koþsanýz bile yine kabul etmem. Çünkü ben iþgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun þartýný kabul edeyim" cevabýný verdi.

Tavizsiz Bir Kararlýlýk

Ahmed Yasin, saðlýk durumunun kötüleþmesine, maruz kaldýðý kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olmasý dolayýsýyla zindanda çektiði sýkýntýlara raðmen iþgalciler karþýsýnda hiçbir taviz vermedi. Onun þu sözü davasý ve inancýnda ne kadar kararlý olduðunu açýkça ortaya koymaktadýr: "Benim için hapiste 100 yýl kalmak karþýlýðýnda birtakým tavizler vererek çýkmaktan iyidir." Onun iþgal rejiminin mahkemesi karþýsýna çýkarýldýðý sýra söylediði sözler de inancýndaki kararlýlýðýnýn bir göstergesiydi.

Örnek Bir Sabýrlýlýk

Þeyh Ahmed Yasin sekiz yýl süren zindan hayatý boyunca kararlýlýðýndan hiç bir þey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu deðiþtirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ý kendisine örnek almýþ bir insandý. Bu sebeple müstesna bir sabýrlýlýk örneði sergiledi. Zindanýn ýzdýrabý onu dvasýndan taviz vermeye zorlamadý.

Kur'an-ý Kerim'de Yusuf (a.s.)'la ilgili olarak, ona tuzak kuran kadýnýn þöyle dediði bildirilir: "Andolsun ben onun nefsine yaklaþmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakýndý. Ama eðer kendisine emrettiðimi yapmazsa mutlaka zindana atýlacak ve mutlaka küçük düþürülenlerden olacak." Buna karþýlýk Yusuf (a.s.) þöyle demiþtir: "Rabb'im! Zindan benim için onlarýn çaðýrdýklarý þeyden daha sevimlidir. Eðer onlarýn düzenlerini benden savmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum." (Yusuf, 12/32-33) Ýþte Ahmed Yasin de aynen bu tavrý kendine örnek alarak: "Ey Rabbim! Zindan benim için siyonistlerin gayri meþru iþgallerini onaylamaktan, meþru olmayan bir hâkimiyeti meþru görmekten hayýrlýdýr" dedi ve iþgalcilerin taleplerini kabul etmeyip zindanda kalmayý yeðledi.

Zindandan Çýkarýlmasý

Ne kadar ilginçtir ki Þeyh Yasin siyonistlerin taleplerini kabul etmek yerine zindaný tercih ederken aynen Yusuf (a.s.) örneðinde olduðu gibi kendisini zindana atanlar serbest býrakmaya zorlanmýþlardýr. Amman'da HAMAS'ýn Siyasi Birimi baþkaný Hâlid Meþ'al'e suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Meþ'al'in koruma görevlileri tarafýndan yakalanýp polise teslim edilmeleri üzerine Ýsrail baþbakaný Netanyahu, Ürdün kralý Hüseyin'le pazarlýk etmeye ve Ahmed Yasin'i serbest býrakmaya zorlanmýþtýr.

Þeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yýla yakýn bir süre zindanda kaldýktan sonra 30 Eylül 1997 Salý akþamý serbest býrakýlarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün baþkenti Amman'a getirildi. Ancak bu serbest býrakma olayýyla ilgili iki önemli iddia ortaya atýldý. Bunlardan biri, Ahmed Yasin'in serbest býrakýlmayýp Ürdün'e sürgün edildiði, diðeri ise 25 Eylül 1997 Perþembe sabahý Ürdün'ün baþkenti Amman'da HAMAS Siyasi Birimi baþkaný Halid Meþ'al'e karþý suikast giriþiminde bulunan ve ellerinde Kanada pasaportu taþýyan iki MOSSAD ajanýna karþýlýk serbest býrakýldýðý iddiasýydý. Bunlardan birincisini geliþmeler yalanladý. Ýkincisi ise tamamen Ýsrail ile Ürdün kralý arasýnda gerçekleþen pazarlýkla ilgiliydi. Bu pazarlýkla HAMAS'ýn veya Ahmed Yasin'in hiçbir ilgisi olmamýþtý. Aksine pazarlýk tamamen onlarýn bilgileri dýþýnda gerçekleþmiþti.

"Vatanýma Geri Döneceðim"

Ahmed Yasin sürgün þüphesine karþý çýkarýlmadan önce kesin pazarlýðýný yapmýþtý. Onun bu pazarlýðý davasýndaki kararlýlýðýný ve örnek bir tavýr sergilediðini de gösteriyordu. O zaman hasta yataðýnda, acil tedaviye ihtiyacýnýn olmasýna raðmen: "Benim buradan çýkarýlmam vatanýmdan çýkarýlmam anlamýna gelmeyecek. Ben bu topraklara dönme hakkýmý muhafaza edeceðim" diyerek Filistinlilere: "Bu vatana sahip çýkma konusunda asla gevþeklik göstermeyin. Ýþgalciler sizin en ufak bir zaafýnýzý kendi sinsi politikalarý için kullanabilirler, buna fýrsat vermeyin" mesajý iletti.

Þeyh Yasin tedavi için Amman'a götürülürken yaptýðý açýklamada da zindandan çýkarýlmasý öncesindeki pazarlýklarýndan söz ederek, Amman'a tedavi için geldiðini ve Allah'ýn izniyle saðlýðýna kavuþmasý durumunda vatanýna geri döneceðini ifade etti. Açýklamasýnda ayrýca, iþgal yönetiminden yurduna geri dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý bir belge verilmeden, kendisini Remle'den alýp Amman'a götürmek için gelen Ürdün helikopterinin kalkmasýna izin vermediðini dile getirerek istediði zaman vatanýna geri dönme hakkýnýn saklý olduðuna dair yanýnda yazýlý belge bulunduðunu dile getirdi. Böylece sürgünle ilgili iddialarýn asýlsýz olduðu kesinlik kazanmýþ oldu.

Örneði Yusuf (a.s.) Ýdi

O, zindandan çýkarýlmadan önce vatanýna dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý belge istemesiyle de tam anlamýyla Hz. Yusuf (a.s.) tavrý sergilemiþti. Zindandan çýkarýlacaðý haberinin kendisine ulaþmasýna raðmen hiç heyecana kapýlmadan ve tam bir kararlýlýk göstererek hakkýnda çýkarýlacak spekülasyonlara meydana vermemek ve vatanýna olan baðlýlýðýný, ona karþý duyarlýlýðýný ortaya koymak için iþgalcilerden yeniden vatanýna dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý belge istedi. Bu tam anlamýyla Hz. Yusuf (a.s.) kararlýlýðýdýr.

Kur'an-ý Kerim'de Hz. Yusuf (a.s.) hakkýnda þöyle buyuruluyor: "Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadýnlarýn durumlarý neydi? Þüphesiz Rabbim onlarýn düzenlerini bilir" dedi. (Hükümdar kadýnlara): "Yusuf'un nefsine yaklaþmak istediðinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâþâ! Allah için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanýmý da dedi ki: "Ýþte þimdi gerçek ortaya çýktý. Ben onun nefsine yaklaþmak istedim. O ise gerçekten doðru söyleyenlerdendir." (Yusuf, 12/50-51) Yusuf (a.s.) zindanda o kadar ýzdýrap çekmesine raðmen hakkýndaki dedikodularýn kaynaðýný kurutmadan çýkmamayý tercih etmiþti. Ahmed Yasin de çektiði bütün ýzdýraplara ve acil tedaviye ihtiyaç duymasýna raðmen vatanýna döneceðinin garantisini almadan zindandan çýkmadý.

Kral Hüseyin'le Ýsrail Arasýndaki Pazarlýk

Suikastçý MOSSAD ajanlarýnýn Ýsrail'e iadesi konusundaki geliþmeler hakkýnda da þu bilgilerin aktarýlmasýný yararlý görüyoruz:

Bu konuda Ürdün kralýyla Ýsrail arasýnda bir pazarlýk olduðu doðrudur. Çünkü HAMAS'ýn Siyasi Birim baþkaný Halid Meþ'al'e suikast giriþiminde bulunan iki MOSSAD ajaný Meþ'al'in koruma görevlileri tarafýndan yakalanýp Ürdün polisine teslim edilmiþti. Bu durumda Ürdün'ün onlarý Ýsrail'e teslim etmesinin büyük bir gürültüye sebep olacaðý kesindi. Ama Ýsrail de ajanlarýnýn Ürdün'de kalmasýnýn ileriye dönük hesaplarýna zarar vereceðinden korkuyor bu sebeple onlarýn kendisine teslim edilmesi için bastýrýyordu. Bu durum karþýsýnda Kral Hüseyin olayýn üstünü kapatacak ve halktan gelecek tepkilerin önüne set çekebilecek bir karþýlýða ihtiyaç olduðunu düþünmüþ, böyle bir amaç için en iyi karþýlýðýn da Þeyh Yasin'in serbest býrakýlmasý olacaðý kanaatine varmýþtý. Buna binaen o zamanki Ýsrail baþbakaný Benjamin Netanyahu ile söz konusu iki ajanýn teslim edilmesi karþýlýðýnda Þeyh Yasin'in zindandan çýkarýlmasý üzere gizli bir anlaþma yapmýþtý.

Bu Pazarlýktan Þeyh Yasin'in Haberi Olmadý

Kral Hüseyin'le Netanyahu arasýnda gerçekleþen pazarlýk ve bu konunun arka planýnda geliþen olaylar tamamen Ahmed Yasin'in ve HAMAS'ýn iradesi dýþýnda cereyan ettiðinden ve çevrilen oyunlar bütünüyle Ürdün - Ýsrail arasýnda vuku bulduðundan geliþmeler, bu konuda Þeyh Yasin'e ve HAMAS'a yöneltilen ithamlarý yalanladý. Söz konusu pazarlýk Ürdün kralý Hüseyin'in kendi saltanatýný korumak için izlediði zikzaklý politikasýnýn bir yansýmasýydý.

Kral Hüseyin, pazarlýk yapýldýðý iddialarýnýn doðru olmadýðýný ve Halid Meþ'al'e suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Ürdün'de yargýlanacaklarýný açýklamasýna raðmen Þeyh Yasin'in Amman'da bir süre tedavi gördükten sonra Gazze'ye dönmesinin ardýndan söz konusu ajanlarý Ýsrail'e teslim etti.

HAMAS olayýn hemen ardýndan yaptýðý açýklamada teslim iþine þiddetle tepki gösterdi. Açýklamada þu ifadelere yer verildi:

"Biz MOSSAD adlý terör örgütüne mensup ajanlarýn yargýlanmalarýný beklerken onlarýn siyonist yönetime teslimi yönünde geliþmeler olmasýna þaþýrdýk. HAMAS, hareketin Siyasi Birimi'nin baþkaný kardeþimiz Halid Meþ'al'e karþý suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Ürdün hükümeti tarafýndan siyonist iþgal yönetimine teslim edilmesini büyük bir üzüntüyle karþýlamýþtýr. Bu hareket siyonist teröre karþý yumuþak tavýr gösterilmesi anlamýna gelir ki böyle bir tavýr da onlara daha çok cesaret kazandýracak dolayýsýyla benzer giriþimleri tekrarlamaya teþvik edecektir. Bu ise Ürdün'ün istikrar ve güvenine zarar verecektir. Siyonist yönetimin baþbakaný Benjamin Netanyahu'nun Ariel Þaron ve Ýzak Mordohay adlý iki teröristi de yanýna alarak dün akþam televizyonda yaptýðý açýklama ve iþgale karþý direnenler nerede olurlarsa olsunlar kendilerini izleyecekleri yönünde sözler sarfetmesi bizim görüþlerimizi doðrulamaktadýr."

Þeyh Yasin Yeniden Gazze'de

Þeyh Ahmed Yasin, Amman'da bir süre tedavi gördükten sonra vataný Filistin'e ve ailesinin ikamet ettiði Gazze'ye döndü. Zindan hayatý boyunca çektiði sýkýntýlar, eziyetler onu yýldýrmamýþtý. Çünkü Gazze'ye dönüþünün ardýndan hemen Filistin direniþindeki manevi lider mevkiine yeniden oturarak mücadelesini kaldýðý yerden devam ettirmeye baþladý.

Bir Direniþ Önderi Olarak Ahmed Yasin

Þeyh Ahmed Yasin, bütün dünyada Filistin Ýslâmi Direniþ Hareketi (HAMAS)'ýn kurucusu ve manevi lideri olarak bilinir. Fakat o sadece belli bir oluþumun, örgütün deðil Filistin'de bir neslin yeniden diriliþine, uyanýþýna ve kimliðine sahip çýkmasýna vesile olan kutsal bir direniþin önderidir. Dolayýsýyla o Filistin'in, Filistin davasýnýn, siyonist iþgale karþý verilen kutsal bir mücadelenin önderidir. Ýþgale karþý 1987'de baþlatýlan birinci intifadaya o öncülük etmiþtir. 2000 yýlýnda baþlatýlan Aksa Ýntifadasý'nýn da en önemli manevi önderi ve motoru olmuþtur. Bundan dolayý Filistin'de o "iki intifadanýn þeyhi (yani lideri, önderi)" olarak bilinmektedir. O, HAMAS'ý, Filistin'de belli bir kesimi diðer kesimlerden ayrýþtýrmak amacýyla deðil, sahip olduðu Ýslâmi bilincin iþgale karþý verilen mücadeleye öncülük etmesi, yani toplu bir direniþin baþlatýlmasý için kurmuþtur. HAMAS'ýn çok kýsa süre içinde oldukça geniþ bir kitlesel destek elde etmesinin en önemli sebebi de iþte bu anlayýþtýr. Bu anlayýþýndan dolayýdýr ki o HAMAS'ý, Filistinlileri birbirine kýrdýrma amacýna yönelik fitne çabalarýndan uzak tutmayý, böylece iþgale karþý verilen mücadelede saflarýn birliðini korumayý baþarabilmiþtir. Bu özelliðinden dolayý o sadece bir örgütün, oluþumun deðil siyonist iþgale karþý verilen kutsal mücadelenin manevi lideriydi. Sol gruplar ve hýristiyanlar da dâhil olmak üzere, siyonist iþgalcilerin gasp ettiði haklarýn geri alýnmasý, Filistin'in yeniden özgürlüðüne kavuþmasý gerektiðine inanan tüm Filistinliler tarafýndan karizmatik bir lider, bir dava önderi olarak biliniyordu. Þehadetinden sonra hýristiyanlarýn bile onun için dua etmeleri, canileri protesto amacýyla gösteri düzenlemeleri zaten bunu apaçýk bir þekilde ortaya koymuþtur.

Ýsrail'in Hedefindeki Ahmed Yasin

Þeyh Yasin'in serbest býrakýlmasýna raðmen iþgal devleti onun çalýþmalarýndan rahatsýz oluyordu. Bu yüzden onu sýký bir takip altýna almýþtý. Onu öldürmek için çeþitli giriþimlerde bulundu. Bir keresinde, bir tanýdýðýnýn ziyaretinde bulunduðu sýrada gittiði evi tespit ederek F-16 tipi uçaklardan füzeler fýrlattý. O saldýrýda yardýmcýsý Ýsmail Heniye'yle birlikte ziyaret ettiði apartman katýnýn bayaðý tahrip olmasýna raðmen Þeyh Yasin ve Heniye mucizevî bir þekilde sað kurtuldular. Bu olay da gösteriyordu ki Þeyh Yasin iþgal devletinin takibi altýnda ve hedefindeydi. Ama elinde oldukça geniþ teknik imkânlarýn bulunmasýna, Filistinlileri her taraftan kuþatmaya almasýna ve aralarýna adeta hamam böcekleri gibi ajanlar salmasýna raðmen her zaman istediði cinayet planýný gerçekleþtirme fýrsatý bulamýyordu. Bunda alýnan tedbirlerin yaný sýra, bazý endiþelerin rolü de oluyordu.

Halkla Ýç Ýçe Bir Lideri Yakýn Korumaya Almanýn Zorluðu

Ýþgal devletinin zikrettiðimiz olaydan önce benzer bir saldýrý gerçekleþtirmemiþ olmasý Ahmed Yasin'e insafýndan veya onun yaþamasýný arzulamasýndan ileri gelmiyordu tabii ki. HAMAS da liderlerini iþgal devletinin cinayet planlarýna karþý koruyabilmek için Filistin þartlarýnda yapýlmasý mümkün olanlarýn en iyisini yapmaya çalýþýyordu. Ama bir tarafta bütün emperyalist güçlerin askeri ve teknolojik yönden desteklediði, tüm Filistin'i sýký kuþatmaya alan ve sahip olduðu maddi imkânlarý, vicdani deðerlerden soyutlandýklarý için dünyevi çýkarlarýn hatýrýna baþkalarýna uþaklýk yapma zilletini kabullenebilen kiþileri satýn almada kullanan güç vardý. Böyle olmasýna raðmen iþgal devleti daha önce kendisine aðýr darbeler vuran Yahya Ayyaþ'ýn izini bulabilmek için yedi yýla yakýn bir süre arama yapmak zorunda kaldý. Yine HAMAS'ýn askeri kanadýnýn lideri Þeyh Salah Þahade'nin izine rastlayabilmek için de en az iki yýl her tarafta adamlarýný seferber etmek zorunda kaldý. Ahmed Yasin ise askeri bir lider deðil manevi bir lider olduðundan kitlelerle iç içeydi. Dolayýsýyla onu gözlerden uzak tutmak mümkün deðildi. Buna raðmen özellikle yukarýda zikrettiðimiz cinayet giriþiminden sonra tedbirler artýrýlmýþtý. Ama bu tedbirlerin Ýsrail iþgal devletinin onun izini bulmasýný engellemede yeterli olmayacaðý biliniyor, bu yüzden böyle bir cinayetin kendisine çok aðýr bir bedele mal olacaðý korkusunun iþgal devleti üzerinde daha etkili olacaðý düþünülüyordu. Ama buna raðmen iþgal devletinin böyle bir aðýr bedeli göze almasý da ihtimal dýþý görülmüyordu.

Kelle Koltukta Yaþamak

Aslýnda Filistin davasýnda direniþe öncülük etmek kelleyi koltuða alarak yaþamaya baþlamak anlamýna gelir. Buna raðmen elbette mücadelenin stratejisini ona göre geliþtirmek ve düþmana karþý gereken tedbirleri almak gerekir. Ama zamanýmýzda birçoklarýnýn tedbir almakla teslim olmayý birbirine karýþtýrdýklarýný görüyoruz. Eðer tedbir almak düþmanýn amaçlarýný gerçekleþtirmesine yardýmcý olmayý gerektirecekse o zaman yerine göre canýný feda etmeyi, kelle koltukta yaþamayý göze alabilmek gerekir. Ýþte sahabilerin yaptýklarý da buydu. Yerine göre kendilerini sonucunun ölüm olmasý kesin gibi görünen risklerin içine atabiliyorlardý. Ama bunda bir beklentileri vardý: Ýman çaðrýsýnýn önündeki engelleri kaldýrmak ve küfrün kalelerini yýkabilmek. Bunun yapýlmasý eðer birilerinin söz konusu fedakârlýðý yapmalarýný gerektiriyorsa, bunun mutlaka yapýlmasý gerekir. Eðer bir yerde zulme, iþgale ve haksýzlýða karþý mücadele edilmesi gerekiyorsa, mutlaka bu mücadeleye birilerinin öncülük etmesi gerekir. Bu öncülük þartlar gereði kelle koltukta yaþamayý ve ciddi riskleri göze almayý gerektirebilir. Ýþte Filistin'deki durum da budur. Þimdiye kadar Filistin direniþinde pek çok lider þehit edildi. Ýzzettin Kassam, Dr. Fethi Þikaki, Cemal Selim, Cemal Mansur, Yahya Ayyaþ, Salah Þahade, Abdülaziz Rantisi, Ýsmail Ebu Þenneb, Ýbrahim el-Mukadime, Halil el-Vezir (Ebu Cihad), Ebu Ali Mustafa ilk akla gelen isimlerden bazýlarý. Ama bunlar hayatlarýný kaybettiler diye diðerleri "biz artýk bu iþte yokuz" demiyorlar. Bayraðýn yere düþmemesi için ayný riski göze alarak þehitlerin býraktýklarý noktadan mücadeleyi, direniþi sürdürüyorlar. Bütün emperyalist güçlerin siyonist iþgal devletine destek vermelerine, etkili medya organlarýnýn uluslar arasý Siyonizm hesabýna çalýþmasýna ve pek çok ekonomik kuruluþun siyonist devletin ayakta kalmasý için yardým etmesine raðmen, çoðunlukla kendi yaðlarýyla kavrulmak zorunda kalan Filistinli direniþçilerin bunca zamandýr yýlmadan mücadeleyi sürdürebilmelerinin sýrrý da buradadýr.

"Allah Yolunda Þehitlik En Yüce Arzumuzdur"

Ahmed Yasin, Müslüman Kardeþler'in terbiyesiyle yetiþmiþ bir önderdi. Bu cemaatin eðitim sisteminde tüm müntesiplere ezberletilen ve özümsetilen temel ilkelerden biri de "Allah yolunda þehit olmak en yüce arzumuzdur (: eþ-Þehadetu fi sebili'llah a'lâ emâninâ)" ilkesidir. Hatta eðitim amaçlý genel toplantýlarýn ve törenlerin birçoðunda bu ilkeler tekrar edilir. Bazýlarý belki bu ilkeyi dilleriyle söylerken kendilerini zorlayan dünyevi zevklerden kaynaklanan tüm duygusal engelleri aþabilenler kalplerinden geldiði þekilde, özümsemiþ ve benimsemiþ olarak söylerler. Biz inanýyoruz ki Þeyh Yasin iþte bu ilkeyi iliklerine kadar özümsemiþ ve kalbinden gelen bir arzuyu aynen diline yansýtarak söyleyebilen bir insandý.

Siyonist iþgalci, katil Ýsrail ve Ahmed Yasin'e Suikast

Siyonist iþgal devletinin temeli cinayetlerle, saldýrýlarla, katliamlarla atýlmýþtýr. Bugüne kadar ayakta kalabilmek için de sürekli cinayetler ve katliamlar gerçekleþtirmeye ihtiyaç duymuþtur. Þeyh Ahmed Yasin, herkesin bildiði gibi tekerlekli sandalyeye mahkûm felçli bir insandý. Ama iþgalci siyonist devlet onun bu haline raðmen iman gücü ve kararlýlýðý ile direniþçileri sürekli cesaretlendirdiðini görüyor, bu yüzden varlýðýna tahammül edemiyordu. Dolayýsýyla onu tasfiye etmek için birçok kez plan yaptý. Bazýlarýnda baþarýlý olamadý, bazýlarýnda da doðacak sonuçtan korktuðu için çekingen davrandý. Ama en sonunda yine canilik, eþkýyalýk tarafý aðýr bastý ve 22 Mart 2004 tarihinde yine havadan uçaklarla füzeler fýrlatarak Þeyh Yasin'i sabah namazýndan çýktýðý sýrada þehit etti.

Ahmet Varol


 

YORUMLAR

Filistin Kategorisine Ait Diðer Haberler

Abdulaziz Rantisiyi Unutmadýk ÞEHÝD ÞEYH AHMED YASÝN'ÝN HAYATI Þehadetinin 1. Yýlýnda Nizar Reyyan Ýstanbul'da Viva Palestina Çýkarmasý

KÖÞE YAZARLARI

Çok Okunanlar

HABER YORUMLARI

kanmayýn bu adama FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA selamun aleykum 2009 Þehadet Takvimi dün dündür felsefesi hocada tezahür etmiþtir. FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA tevafuk mu? BAÞBAÐLAR KATLÝAMI UNUTULMAYACAK bende nurcuydum... FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA

YAZAR YORUMLARI

Anketler

Takvimimizin Yeni Tasarýmýný Nasýl Buldunuz?
Çok Güzel
Çok Kötü
Güzel
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2009 sehadettakvimi.com