06 Eylül 2010 Pazartesi

ÞEHADET HAYALLERÝ VE GERÇEKLERÝ

  Ýbrahim Küçük

          ibrahimkucuk@habereditor.com
         ÞEHADET HAYALLERÝ VE GERÇEKLERÝ

Þehadet kavramý üzerinde durulacakken, VUSLAT gibi tevhidî çizgide seyreden bir derginin seçkin okuyucularýna, þehadetin, herhangi bir "…izm" adýna ya da herhangi bir "…ist" ilkelerin yaþatýlmasý için gerçekleþebilecek bir nihayet ile olamayacaðýný izah etmek gereði duymaksýzýn, hayal ve gerçek düzleminde þehadet kavramýnýn farklý tanýmlamalara ve tanýlara olan gebeliðini sancýlamak üzere önce hayaller zaviyesinden baþlayalým.

Hayaller: Tabii ki hayallerden kastýmýz, gerçeðe dönüþmeyen ya da gerçeðe dönüþtürmek için gayret gösterilmeyen ham duygu ve düþüncelerdir. Ýki ayrý tip olarak teþekkül etmesi mümkündür. Birincisi; ders, sohbet, vaaz gibi irþadî durumlardan sýnýrsýz cennet nimetlerine cezp olup kiþinin cennet sarhoþluðu içerisine girmesiyle olur. Sonra kiþi cenneti kazanmanýn meþakkatlerini hatýrlayýnca, cennete girmenin en kýsa yolunu arar ve "þehadetî" keþfeder(!). Madem ki bu dünya geçici, madem ki dünya nimetleri gidici o halde "uhrevî saltanatý" yakalamanýn en kestirme yolu bana rastlayýverse ne olur düþüncesi ile hayal kuþu uçmaya baþlar. Nasýl olsa þehidin can verirken en az seviyede acý duyduðunu da öðrenmiþtir. Uhrevî kapitalizm kiþiyi kuþatýr. Rahman ýn rýzasý, Ýlahi Kelamýn ikamesi gibi konular þehadet ve cennet hayallerinin penceresinde buzlu bir camýn arkasýndaymýþ gibidir. Peygamberlere benzemeyen hayatýyla peygamberlerin köþklerine benzer köþklere nasýl sahip olabileceðinin bir türlü muhakemesini yapamayan bu bilgisiz softa kiþiliðin en dramatik hali ise; izmin ordusunu hala peygamber ocaðý zannetmesidir. Ne gariptir ki hayal kuþunu uçurtma ipiyle uçurtmaya çalýþan bu tip, cennete infak kapýsýndan girebilmeyi bir türlü hayal etmez. Ýkincisi; bu haldeki kiþi de uhrevî kapitalizm etkisi birincisine göre daha azdýr. Bu tip, bilgi ve bilinç seviyesinde diðerine oranla ileridedir. Bu tipler genelde bekâr ve gençtirler. Örnek þahsiyetleri tanýrlar, hayatlarýný incelerler ve kendilerini boþuna yaþayan insanlar olarak deðerlendirirler. Kendileri için rýzaý bakiye ulaþmaya þehadetten baþka yol olmadýðýný düþünürler. Bu durum "Þeytan size amellerinizi süslü gösterir" ayetiyle ilintilidir. Þöyle ki; þeytanýn amelleri süslü göstermesi genelde pozitif süs olarak algýlandýðý için düþünce ve ameliye tekâmülünde sapmalara sebep olmaktadýr. Zira þeytanýn amelleri süslü göstermekten maksadý; kiþinin amellerini üstün ve yeterli görüp Ýslami gayret ve kulluktan geri durmasýný saðlamaktýr. Oysa birde negatif süslülük vardýr. O da; kiþiye ütopik hedefler ve þahsiyet modelleri çizip kiþinin amellerini süssüz ve yetersiz gösterip ümitsizlik haline sokmaktýr. Böylelikle kiþi, gerekli gayreti gösterme gücünü ve onurunu kendinde göremeyip gevþer ki yine þeytanýn maksadý hâsýl olmuþ olur. Örnek þahsiyetlerin birçoðu da þehadet makamýna erdiði için, negatif süslülük tuzaðýna düþmüþ kiþi cihad ve þehadet dýþýndaki her faaliyeti, ameliyeyi ucuz bir oyalanma olarak görür. Bu tipler genelde uç noktalarýn insanlarýdýrlar. Þehadet hayalleri bir dönem sonra evlilik uçurtmasýnýn kuyruðunda bir aksesuar olarak yerini alýr. Kendisinin mücahid, eþ adayýnýn da mücahide olmasýndan dem vurur. Hz. Ali(r.a) ve Hz. Fatýma nýn(r.anh) evliliði gibi evlilik hayalleri uçuþur. Yuvalar kurulur. Ama Ali rolündeki kiþi kuyudan su taþýmaktan dolayý elleri nasýrlanmýþ Hz. Fatýma ile ev içinde pek karþýlaþmak istemez. Fatýma kadar müslüman Juliet kadar þehirli bir kadýn isteði, kendi adýna emniyet saðlama duygusundandýr. Ve yine sözde Fatýma rolündeki kadýn da aslýnda Hz. Ali modelinde bir kocayý evinde görmek istemez. Ali kadar müslüman Romeo kadar metropol tarzý bir erkek tipi arzusu yine kadýnýn kendi adýna emniyet isteminin bir yansýmasýdýr. Zira ömrünün tamamýný ilim ve cihad ile geçirmiþ, zaman zaman evinin iaþesini infak etmiþ bir Hz. Ali(r.a) bu gün için problemli bir kocadýr. Ýslami gayretlerinin fazlalýðý þikâyet edildiðinde anlýnýn ortasýndaki damarý kabararak þikâyetçiyi tedip edici bir kayýnpederin yokluðu da bu duygularýn rahatça hayat içerisinde yer bulmasýna yol açacaktýr. Sonra iþgüç, çolukçocuk derken negatif süslülük tuzaðý insaný sarar. Geriye bakýldýðýnda gayret torbasýnda ne þehadet, ne cihad, ne ilim ne de dinin ikamesi için küçük de olsa bir katký gözükmez. Çünkü hayat Sheaksper in yazdýðý bir senaryo deðildir. Hayat, Hz.Hüseyin in dediði gibi; iman ve cihaddýr.

Gerçekler: Gerçeklik zaviyesinden deðerlendirildiðinde þehadet, belli bir bilgi ve bilincin ürünüdür. Mü minin þehitlik mertebesine yükselerek þehadet niþanýný taþýr hale gelmesi tesadüfî fiillerle izah edilemeyecek kadar tevafukudur. Bu baðlamda, hayal kuþuna benzemeyen þehadet kuþu nimeti ilahi olarak mü minin baþýna konmuþ bir devlet (nimet) kuþudur. Ve þehadeti tevafuku ilahi çizgisinde þuurla hareket eden bir yazgý olarak ele alýrsak; þehadet ve þehid arasýnda ciddi baðlar vardýr. Bu baðlar ancak vuslat arzusu ile buz çöllerinde yanýp tutuþan iki kara sevdalýnýn bilinçlilikten çýlgýnlaþarak ve bu çýlgýnlaþmýþlýðýn verdiði tazyikten mütevellit benliklerin kavrulup bizlik tekâmülüne erme hali ile tasvir edilebilir. Ortaya çýkacak olan tasvirde görünen manzara ister istemez þu soruyu sorduracaktýr: Mü min mi þehadetin güzelliðine vurulup kara sevdasýný vuslat vesilesi kýlmýþtýr yoksa þehadet mi mü minin güzelliðine vurulup mü mine koþup gelmiþtir? Bu sorunun cevabý mübarek Ýslam þehidlerinin hayat sürecinde gizlidir. Gizlilik irdelendiðinde þehadetin, ehli tevhide vurulup geldiðini ve vurgun olma illetlerinin de aklýn üstünde ki normlardan kaynaklandýðýný görürüz. Þehadet, þehide vurulurken ne Hz. Hamza nýn cüssesine, ne Hz. Ömer in heybetine, ne Hz. Osman ýn malýna ne de Hz. Ali nin pazýsýna bakmýþtýr. Hatta ilk þehidinde Hz. Sümeyye nin(r.anh) olmasýndaki hikmet ve mesajlarýndan biride; bu iþin kadýnlýða ve erkekliðe bakmamasýdýr. O halde þehadetin vurulduðu nokta; tevhidi bilinç ile birlikte tevhidi bir yaþantý üzere tevhidi bir direnç göstererek tevhidi bir nizamýn var olmasý ya da korunmasý adýna durulan noktadýr. Bu duruþ noktasý bazen Hz. Sümeyye nin tükürüðünde, bazen Uhud da Hz. Hamza nýn ciðerinde, bazen de Kerbela da Hz. Hüseyin in susuzluktan çatlamýþ dudaklarýnda beliriverir. Tevhidi bilinç ve direnç göstermeden ham þehadet hayalleri ile avunmak nefsanî bir aldanmadýr. Hz. Sümeyye nin tükürüðündeki tevhidi lezzeti tatmayan, Hz. Hamza nýn ciðerinden damlayan kandan tevhidi gýdasýný alamayan, Hz. Hüseyin in susuzluktan kurumuþ su kýrbasýndan tevhidi susamýþlýðý kana kana içmeyen ya da Hz. Ebu Hanefi nin saltanata karþý dik duruþ öðretisinin önüne hikmet ve siyaset rahlesini sermeyen birisi nasýl olurda þehadet gibi ulvî bir makamý kendisine vurgun edecektir? Tevhidi bilinç sokaðýnýn tevhidi direnç binasýnda Ýslam þehidlerine hal komþuluðu yapmayan kiþinin Ukba da cennet komþuluðunu hayal etmesi gecekondu tapusuyla boðaz yalýsýna sahip çýkmaya kalkýþmasýna benzeyecektir.

Eðer mü minin derdi rýzaý ilahiyi kazanmaksa ki mutlak öyledir Fatiha sýnda "nimet verilenlerin yoluna" ayeti kerimesini okurken hücrelerine kadar ulaþacak bir tevhidi tazyik oluþturacaktýr. Gazap ve dalalet ehlinin kurduðu ifrati ve tefridi ham hayallerden beri olup nimeti ilahiye ulaþmanýn tek kapýnýn þehadet olmadýðýný Kur an i bir bilgiyle bilir. Mü min "Kim Allah a ve Resul e itaat ederse iþte onlar, Allah ýn kendilerine lütuflarda bulunduðu peygamberler, sýddýklar, þehidler ve salih kiþilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaþtýr!" (Nisa 69) ayetiyle peygamberliðin dýþýndaki üç seçenekten birisine talip olur. Ya sýddýk olmalýdýr, ya þehid olmalýdýr ya da salihlerden olmalýdýr. Tevhidi bilinç ve direnç noktasýnda üç halinde ayný potansiyeli taþýdýðýný bilmelidir. Þehidler, sýddýklar ve salihler arasýndan seçilen nasiplilerdir. Ayeti Kerime de þehidliðin, sýddýklýktan sonra, salihlikten evvel zikredilmesi de ilginçtir. Þehidlik, sýddýklýk ve salihlik çizgileri arasýnda bulunan mü minlerin içerisinden bazýlarýna verilmiþ bir nimet ve nasiptir. Sýddýklýk ve salihlik olmadan þehidliðin olmasý mümkün deðildir. Ve þehidlik kiþinin ihtiyarýnda olmayan bir nimettir. Ancak sýddýklýk ve salihlik kiþinin ihtiyari niyet ve amellerle ulaþabileceði hallerdir. O halde; mü minin menzili rýzaý ilahi ise sýddýklýk ya da salihlik sýnýrlarý arasýnda bulunmak için gayret ve direnç halini yakalamasý en istikametli yoludur. Þehadet takdir-i ilahi neticesinde gelecek ya da gelmeyecektir. Mü min, takdiri ilahinin tecellisinden mesul olmayýp rýza-ý ilahiden mesul olduðunu unutmadan baþarý, devlet, þehadet gibi nihayetleri maksadýn üzerine çýkarmadan tevhidi bilinç ve gayret halinde takdiri ilahiyi sahibine býrakmalýdýr. Þehadet takdiri ilahisi bazen cihad meydanýnda, bazen cami avlusunda, bazen mihrabta tecelli ettiði gibi kimine yirmili yaþlarda kimine yetmiþli yaþlarda tevafuk eder. Önemli olan güzergâhýnda þehadet duraðý da olan sýratý müstakim yolunda bulunmaktýr.

Þehadet gerçekleri zaviyesinden görünen baþka bir öðretide; þahidlik ve þehidlik kelimelerinin manalarýndan elde edilecektir. Þehid kelimesi þahidin mubalaða halidir. Þahidlik; herhangi bir þeye duyu organlarýnýn biri ya da bir kaçý ile haricen vakýf olmaktýr. Þehidlik ise bir þeye duyu organlarý ile birlikte tüm hücrelerin dahi hissedip, bedenen, ruhen, dâhilen, haricen, zahiren ve batýnen vakýf olmaktýr. Bu mana ile mü min þehid olmakla hal tekâmülüne girer. Þöyle ki; kelimei þehadeti kalp ile tasdik dil ile ikrar ettiðinde ilmel yakine erer. Kelimei þehadeti bedenine ve ruhuna aksettirip pratikte tevhidi bir hayat yaþayarak aynel yakine erer. Sonra yüce tevhid davasýnýn haklýlýðýný canýndan vazgeçerek ifade eder ki bu noktada þehidlere müjdelenen vaad/ý ilahi ve nimeti ilahiye kavuþur ki bu durumda bedeni ve ruhi hissiyat ile birlikte zahiri ve batýni müþahedeye erip hariciyetten dahiliyete geçerek hakkel yakine erer. "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsýnýz." (Bakara 154) ayeti kerimesinde sabit olan beyan üzere aklýn tasavvur edemeyeceði makamlar þehid mü minlere Allah`u Teâla tarafýndan sunulur.

Allah(c.c) yolunda öldürülen mü mine þehid denmesindeki bir baþka hikmette Allahu Teâlâ nýn ismi þerifleri arasýnda eþ-Þehid(c.c) ismi þerifinin de olmasýnda gizlidir. Þöyle ki; Ýslam da hiçbir þey boþ manalar üzerine deðildir. Her ibadetin, ismin, kavramýn ve her sýralamanýn altýnda mutlaka hikmeti ilahiler bulunmaktadýr. Eþ-Þehid(c.c) ismi þerifi; her þeyin her an zahirine ve batýnýna vakýf olan yegâne ilah manasýna gelmektedir. Ve eþ-Þehid(c.c) ismi þerifi el-Bais(c.c)ismi þerifinden sonra el-Hakk(c.c) ismi þerifinden önce gelmektedir. El-Bais(c.c); ölüleri diriltip kabirlerinden çýkaran, el-Hakk(c.c)ise; varlýðý deðiþmeden duran demektir. Binaenaleyh eþ-Þehid(c.c) ismi þerifi ile mü mine verilen þehidlik sýfatý arasýndaki iliþkiler þöyledir: eþ-Þehid(c.c)ismi þerifindeki mana Allahu Teâlâ için kemaliyet ifade eder. Þehidlik sýfatý mü min için ise izafiyet ifade eder. Mü min Allah(c.c) yolunda öldürülmekle tevhidin haklýlýðýný þehidlik hali ile deðil de þehidlik hali müþahede ettiði için þehitlik sýfatýný elde eder. Böylelikle dirilik ve haklýk arasýna yerleþir. Bu da ayný zamanda el-Bais(c.c) ve el-Hakk(c.c) ismi þeriflerinin mü minde tecelli etmesidir. Çünkü mü min þehidlik makamýna dirilik ve haklýk arasýnda sayy ederken ermiþtir. Dirilik Safa sýnda þehid mü min üç haldedir. Birincisi; Kur an-i ifade ile kâfirler yaþayan ölüdürler. Mü minin ehli iman olmakla yaþayan diridir. Ýkincisi; mü min, ölü kalplerin dirilip nefis ve þeytan çukurundan çýkmalarý için gayret sarf ederek diriliþe vesile olur. Üçüncüsü; mü min birinci ve ikinci dirilik halinde iken þehid olup dünyevi dirilikten hakiki diriliðe geçer. Dirilik Safa sýndan haklýk Merve sine geçiþte mü min beþ haldedir. Birincisi; tevhidin haklýlýðýný takdis ve ikrar eder. Ýkincisi; bu hakký bizzat kendisi yaþar. Üçüncüsü; yaþadýðý hakký teblið eder. Dördüncüsü; hakk üzere yaþarken hakk üzere katledilince davasýnýn haklýlýðýný ulvi bir nihayetle ispat eder. Beþincisi; ilahi nimetlere kavuþunca kendisine vaat edilenlerin haklýðýný bizzat müþahede eder. Ýþte mü min dirilik ve haklýk arasýnda mütevekkil Haceri olarak sayy ederken Ýbrahimi bir ruh, Ýsmaili bir kurban oluþ ile þehadete ererek þehid sýfatýna kavuþur. Ve mü min Hz. Ýbrahim(a.s), Ýsmail(a.s) ve Hz. Hacer mektebinden þunu da öðrenir; Safa ile Merve arasýnda gýda aranýrken zemzem(durdur) umulmadýk yerden minik Ýsmail in topuklarýnýn altýndan çýkmýþtýr. Yani asýl olan gayrettir. Bunun gibi þehadet hayalleri ve gerçekleri baðlamýnda mü mine düþen gayrettir. Bu gayret neticesinde nasibi olanlara Allahu Teâla "demdem"i (kankan) bahþedecektir. Ütopik hayallere kapýlmadan rýzaý ilahinin küçük büyük her türlü salih amelde olabileceðini unutmadan tevhid üzere yaþamalýyýz, tevhidî bir hayat ve ölüm için direnç göstermeliyiz. Son olarak hiçbir ameli küçümsemeden dikkatlice yerine getirmemiz gerektiðini bizlere öðreten hadis/i þerifi aktaralým. Hz. Aiþe(r.anh) anlatýyor: "Resulullah(s.a.v) bana: "Ey Aiþe! Ehemmiyetsiz görülen amellere karþý aman dikkatli ol! Çünkü onlar için de Allah (tarafýn)dan (vazifelendirilmiþ) araþtýrýcý bir melek vardýr." (Ýbni Mace)

SON YAZILARI

Þehadet Hayalleri ve Gerçekleri

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI

Çok Okunanlar

HABER YORUMLARI

kanmayýn bu adama FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA selamun aleykum 2009 Þehadet Takvimi dün dündür felsefesi hocada tezahür etmiþtir. FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA tevafuk mu? BAÞBAÐLAR KATLÝAMI UNUTULMAYACAK bende nurcuydum... FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA

YAZAR YORUMLARI

Anketler

Takvimimizin Yeni Tasarýmýný Nasýl Buldunuz?
Çok Güzel
Çok Kötü
Güzel
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2009 sehadettakvimi.com