06 Eylül 2010 Pazartesi
ÞEHÝD HASAN EL BENNA
Mýsýr Ýslami Hareketinin Lideri ve Kurucusu Hasan El Benna'nýn Hayatý
2010-01-27 - 20:29

Çaðýmýzda Ýslam davasýnýn en önemli öncülerinden olduðu için haklýolarak "Ýmam" ve "Genel Mürþid" unvanýný alan Hasan el-Benna 1906'daMýsýr'da doðdu. Ýlim ehli bir aileye mensuptu. Küçük yaþlarda Ýslamibilgi ve terbiyeyle donanan el-Benna dininin gereklerini yerinegetirmede ve baþkalarýný da bu konularda teþvikte çok gayretliydi.Küçük yaþlardayken kardeþiyle birlikte "Emr-i Bi'l Maruf Cemiyeti"nikurdu.

Ýslam davasýný halka anlatmak ve onlarý bu istikamette bir arayagetirmek istiyordu. Bunun için de halka inmek gerektiðini düþünüyordu.Bu düþüncesini Ýsmailiyye'de öðretmenlik yaptýðý sýralarda yakýnarkadaþlarýna açarak beraber çalýþmayý teklif etti. Arkadaþlarýylaberaber Ýslam'ý teblið etmek için kahvehanelere ve mahalle aralarýnagiderek oralarda vakit öldüren halka hoþgörüyle yaklaþýp sýcaksohbetlerle Ýslam'ý anlatýyorlardý. Bu yolla sayýlarý gittikçeartýyordu. Bu çalýþmalarý yanýnda öðretmenlik mesleðini de sürdürenel-Benna arkadaþlarýyla beraber 1929'da merkezi Ýsmailiyye'de olan"Müslüman Kardeþler (Ýhvaný Müslimin)" cemaatini kurdu. Çalýþmalarýnabüyük bir heyecanla baþlayan Ýhvan köy köy, þehir þehir Ýslami davayýanlatýyordu.

Bir süre sonra el-Benna'nýn öðretmenlik görevi Kahire'ye nakledildi.Dolayýsýyla teþkilatýn genel merkezi de Kahire'ye getirildi. MüslümanKardeþler'in ihlâs ve samimiyetle yürüttükleri çalýþmalar Kahire'debüyük ilgiyle karþýlandý ve teþkilatýn çemberi hýzla geniþledi.Teþkilatýn çalýþmalarý sonucu Mýsýr'ýn birçok yerinde enstitüler,okullar, hastaneler açýldý. Kahire'de Ýmam el-Benna'nýn fikirlerinidaha geniþ kitleye ulaþtýrmasýný saðlayan günlük "Ýhvan-ý Müslimin"adlý bir gazete yayýnlanmaya baþlandý. Teþkilat kýsa sürede iyicegeniþledi ve Mýsýr dýþýnda birçok Arap ülkesinde þubeleri açýldý. Ýslamâlemindeki en güçlü teþkilat haline geldi.

O tarihte krallýkla yönetilen Mýsýr'da, kral ve hükümet buteþkilattan endiþe duymaya baþladý. Müslümanlarýn Ýslam prensiplerinebaðlanarak beraber hareket etmeleri halinde sömürgeci politikalarýntýkanacaðýndan korkan Ýngiltere, Fransa ve Amerika gibi emperyalistülkeler de bu teþkilatýn önüne geçilmesini istiyorlardý. ÖzellikleÝngiltere bu teþkilatýn daðýtýlmasý için Mýsýr'a baský yapmaya baþladý.Sonuçta Mýsýr bu hareketi yasadýþý ilan etti ve çalýþmalarýnýengellemeye baþladý, ama tamamen kapatamadý. Teþkilatý kapatmayý veetkisiz hale getirmeyi baþaramayan zihniyet onun liderini tasfiye etmekistedi. Ve çok geçmeden 12 Þubat 1949'da Hasan el-Benna, Kahire'desokak ortasýnda vurularak þehit edildi.

Þehid Hasan el Benna'nýn biyografisi:                                        

17 Ekim 1906'da Misir'in Mahmudiye kentin de dogan Hasan el-Benna dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptur. Babasi hadis alimi idi. Hadis konusunda bizzat kendisinin de yazdigi eserler vardir. Iste böyle ilmi bir yuvada büyüyen Benna ilim, takva ve zühd atmosferinde çok güzel yetismistir. Daha küçük yaslarda üstün bir zeka ya sahip oldugu gözleniyordu. Gece namazlarina ve pazartesi, persembe günleri oruçlarina devam ediyordu. Küçük yaslarinda Kur'an-i Kerimi yari sina kadar ezberleyen Benna 15 yaslarinda hifzi ni tamamladi.

Yüzünün hatlarinda -devamli bir elem ve hü zün görünüyordu. Kalbinde müslümanlarin dertlerine çareler arama aski vardi. Onun bu hali za man zâman bazi kötülükleri bizzat kendi eliyle degistirmeye götürüyordu.

Nafile ibadetlere devam etmesiyle ruhu en ginlesmis ve nefsi daha da ,paklasmisti. Ayrica daha talebelik yillarindaki Islâmi çalismalarin dan dolayi da genel kültürü oldukça gelismisti. Okudugu medrese de "kötülüklere karsi mücadele" adinda bir teskilat kurarak bazi önemli sahsiyetlere mektuplar gönderip, onlara nasihat etmeye ve onlarin dikkatlerini toplumdaki kötü lüklere çekmeye baslamisti.

Liseden mezun oldugunda Misir'daki tüm talebeler arasindaki siralamada besinciydi. Üniversiteyi ise."Darul Ulum"da okumustu. Universiteyi bitirme imtihanlarini verirken onsekizbin siir beyti ve bir o kadarda nesir ezberlemisti. Darul Ulum'u bitirdiginde onun ayarinda talebe yoktu. Çünkü birincilikle bitirmisti.

Üniversiteyi bitiren Hasan el-Benna Ismaili ye'deki okullardan birine tayin edilmisti. O zaman Ingilizlerin tüm güçleri Ismailiye'de toplan misti. Okullarda Avrupa usulü egitim yapiliyordu. Ismailiye bu haliyle sanki Londra'nin muhit lerinden birini andiriyordu.

Halkin çogu ise bir Ingiliz sirketi olan "Su veys"te isçiydiler. Hasan el-Benna Ingilizlerin Misir halkini ezdigini ve onu zelil ettigini görüyordu. Misir halki sanki onlarin kölesiydi. Her türlü fesat almis yürümüs ve haramlar mübahlastirilmisti. Özellikle 1924'de Atatürk tarafindan hilafet yikildiktan sonra bu durum daha da artmisti. Diger taraftan Benna batililarin Islâmi ortadan kaldirmak için yaptigi çalismalari gördükçe kalbi parçalaniyordu. Iste Benna o dönemleri anlatirken söyle diyordu: "Allah bilir nice geceleri ümmetin dertlerine çareler aramak için geçirdik. Ve ümmetin hallerini tahlil etmek, dertlerini ortadan kaldirmak için ne kadar düsündük. Bu hallerin tesirinden bazen aglama durumuna gelirdik." Derken Hasan el-Benna kendilerinde hayir alemetleri olan bazi kisilerle irtibata geçiyordu. Kendisiyle birlikte alti kisi biraraya gelerek Islâmi çalismalarin çekirdegini olusturmak için anlastilar. Benna bu kurdugu teskilatina yeni bir isim almamasi için "Biz Müslüman Kardesleriz" dedi ve cemiyetin adi "Ihvan-i Müslimin" oldu. Benna ilk davetine Ismailiye'de baslamisti. Çalismalarini bereketlendiren Allah Teâlâ onun elleriyle kahvelerde zamanlarini bosa geçiren insanlardan Islâm davasi için mümtaz sahislar yetistirmisti. Bunlara örnek olarak Islâm davasinin ilk öncülerinden Seyh Muhammed Fergali Ingiliz komutaninin karsisina dikilmis söyle diyordu: "Beni bu Ismailiye'den sadece bir kisinin emri çi kartabilir. O da Hasan el-Benna" ' Hasan el-Benna Ismailiye'deki çalismalari ge nisleyince ve tüm gayretlerini Islâm için tahsis edince Ismailiye'den Misir'in baskenti olan Kahi re'ye tasindi. Ihvan-i Müslimin'in merkezini orada kurdu.

Bütün gayretlerini Islâma davet ve onu tanit ma yolunda harcadi. Köyleri gezdi, sehirleri do lasti. Gittigi her yere bir sube açiyordu. Öyle ki bir kaç sene içinde Ihvanin hareketi Misir'in gö zünü ve kulagini doldurmustu. Her tarafta ona katilmalar oluyor ve Misir'in evlatlari onun ka natlari altina giriyordu. Bunu gören hükümet Ih vanin yayilmasindan korkarak onu kontrol etmek için her türlü çareye basvuruyordu.

Hasan el-Benna'yi gizli istihbarattan bir çok kisi takip etmeye baslamisti. O nereye giderse on larla pesinden ayrilmiyorlardi. Derken 1947 se nesinde Hasan el-Benna bazi mücahidlerini Filis tin'e gönderiyordu. Filistin daglari ve köyleri da ha önce görmedikleri ender mücahidler görmeye baslamislardi. Evet Filistin yahudiye kuvvetli bir ders vermek ve onlara zilleti tattirmak için ölümü hayata tercih eden insanlara sahit olmustu.

Bu arada Kral Faruk, bu büyük gelismeler den dolayi meseleyi Ingilizlerle beraber düsünme ye basladi. Özellikle Kral Faruk'un Misir ordusu na dagittigi silahlarin bozuk oldugunun anlasil masindan ve araplarin hiyanetlerinin açiga çik masindan sonra Kral Faruk için mesele iyice teh likeliydi. Filistinde cihad eden Ihvan-i Müslimin Mücâhitlerinin Misir'a gönderilmesinden korkan Faruk, Müslüman Kardesleri tutuklatip hapisha nelere dolduruyordu. Disarida sadece Hasan el Benna kalmisti. Kralin maksadi onu öldürtmekti. Iste bu esnada Mahmud Abdulmecid gizli is tihbarattan bes kisiyi Benna'yi öldürmeleri için gönderdi. Ve Kahire'nin en büyük meydaninda Müslüman Gençler Teskilatinin önünde 12 Subat 1949 tarihinde Hasan el-Benna kursunlandi. Te davi için hastaneye kaldirildi. Bu arada Benna'ya müdahale edilmemesi ve kan kaybindan ölmesi saglandi.

Böylece ömrünün sonuna kadar teblig için çalisan Hasan el-Benna ruhunu tertemiz olarak Allah Teâlâ'ya teslim ediyordu. Cenazesini bir yasli babayla birlikte dört kadin kabre götürmüstü. Bölgede elektrikler kesilmis ve bu dört kadin dehset verici bir ortamda tanklarin arasinda Benna'yi götürüp defnetmislerdi. Bütün bunlar yetmiyormus gibi müslümanlar Benna'nin cesedini çikaripta gösteri yapmasinlar diye mezarinin basinda nöbet tutturuyordu.

Hasan el-Benna dünyayi terketmis Kral Faruk'ta Hasan el-Benna korkusundan rahata kavusmustu. O öldügünde çocuklarina ihtiyaçlarini giderecek bir sey birakmamisti. Hatta ev kirasini bile verecek durumlari yoktu.

Faruk, Hasan el-Benna'dan kurtulmustu ama geriye bir problem kalmisti. O da Ihvan-i Müsli minin Filistinde hala cihada devam eden mücahid gruplariydi. Bunlardan kurtulmak için Faruk, Misir tanklarina ve askerlerine Filistin'e hareket emri verdi. Maksadi oradaki Ihvan mensuplarini tutuklatmakti. Ve tanklar kamplarin etrafindaki duvarlari döverek mücahidleri ya teslim olmak ya da üzerlerine toplarin atilmasina razi olmak arasinda seçim yapmaya zorladilar. Mücahidlerde etrafin cehenneme çevrilmesini istemediklerinden teslim oldular. Oradan hapishaneye tasinan mücahidler böylece duvarlar arkasina terkediliyordu.

Gerçek su ki liderlikte büyüklügün belli bir ölçüsü yoktur. Bazen olur ki büyüklük ilmi yönden olur. Bazen büyük bir fatih veya kesifçi, ya da bir ruhi terbiyeci yahud da bir siyasi lider bü yük olabilir. Fakat kaliciligi bakimindan en büyük lider ümmeti yeniden insa eden, yeni nesille rin yetismesini saglayan ve tarihin gidisatini degistiren liderlerdir.

Iste Hasan el-Benna bu kalici liderlerden birisi, belki de yirminci yüzyilda Islâm tarihinde en göze çarpanlardandi. Onun bu büyüklügü sadece alim olusundan veya iyi bir hatipliginden ya da siyaset adami olusundan degil, Islâm davasini bina eden yeni bir nesil yetistirmesinden ve özelde Misir'in genelde de Islâm aleminin tarihini sars masindandir. Bu gün dahi onun siddetli sarsmasindan olaylar gidisatini degistirmektedir.

Misir'in yeni tarihini yazmak isteyen herhangi bir tarihçi, yahut Filistin meselesini yazmak isteyen birisinin Hasan el-Benna'yi yazmadan bu konulari yazamamasi onun büyüklügünü göstermeye kafidir.

Tarihçilerin her ne kadar Hasan el Benna hakkinda kendilerine özgü ayri ayri görüsleri olsa da, hepsi de olaylarin meydana gelisinde Hasan el-Benna'nin büyük tesirleri oldugunda ittifak etmektedirler.

Bu olaylar ki yarim asirdan günümüze kadar hala tesirini devam ettirmektedir. Isterse günümüzdeki insanlar onun kiymetini bilmesinler ve isterlerse onun hayatinda veya sehadetinden sonra da onu geregi gibi takdir etmemis olsunlar. Bu durum bütün liderler için böyledir. Insanlarin veya ileri gelenlerin onun kiymetini geregi gibi bilememeleri El-Benna'ya en ufak bir zarar veremez.

Gerçek su ki, Islâm önderleri tarihte hiç bir zaman insanlar bilsinler ve taktir edip methetsinler diye, çalismamislardir. Bilakis Islâm onlari öyle özel bir duruma getirmistir ki, tarihte bizden baska milletler bu önderleri pek bilemezler. Çünkü Islâm onlari ruhi terbiye ve büyük bir iman üzere yetistirir. Oyle ki o ruhaniyet özel bir anlayis kazandirmis, hayatin gerçek yönlerini ve varligin sirlarini ögretmistir.

Islâm onlari öyle yetistirmistir ki en üstün fedakarliklari yaparlar ve insanliga karsi çok büyük bir muhabbet beslerler. Iste Islâm önderlerini kendi aralarindaki bazi mizaç farkliliklariyla birlikte onlarin genel durumu budur. Onlar Allah rizasindan baska hiç bir sey de istemezler. Sadece Allah'in hesabindan korkar ve O'ndan sevap beklerler. Yalniz Allah'in indinde itibarlari olsun isterler. Hiç bir zaman kendileri için rahatlik ve huzuru talep etmezler, rahatligi ancak Allah'a kavusmakta ararlar. Onlarda söhret veya methedilmeyi isteme, yahut makam hirsi veya haset bulunmaz. Onlarin dünya hayati veya sehevi arzulari için herhangi bir is yapmalari müm kün degildir. Onlar insanlardan karanliklari kaldirmak için gönderilmis bir nurdurlar. Gökyüzün de devamli olarak parildarlar. Onlar yeryüzünde ki topraklara karismayan ve en yüksek bina ile en küçügüne dahi vuran bir günes subesi gibidirler.

Yeryüzündeki tüm ser güçler, sömürgeciler, krallar, partiler, Ezher Üniversitesi ve fesat ehli Hasan el-Benna ile mücadele ettiler. O da bütün bunlara karsi savasti. Halk bizzat kendi menfaatinden cahil kaldi. Hepsi de Hasan el-Benna'nin yolunu engellemek ve davasindan alikoymak için çalismalarina ragmen o, yüce daglar gibi, rüzgara ve balyozlara aldiris etmeden yoluna devam etti. O, yolunu tutmak için belki saga sola sallanmistir ama bütün tehditlere ragmen hiç bir zaman kasirgalardan etkilenerek davasindan geriye adim atmamistir. Dünya onun etrafinda kararmis olsa da, o hiç bir zaman zafere olan kuvvetli imanindan en ufak bir zayiflik göstermemistir. Karsi kuvvetler ne kadar çok olsa da ve ne kadar üzeri ne çullansalarda o, hiç bir zaman mücadelesinde yenilmemistir.

Bütün bunlara ragmen, tipki arkadaslarina oldugu gibi düsmanlarina bile gönlü açikti. O, hiç bir zaman düsmanlarindan birine karsi hasetlikten dolayi tiksinmemistir. Çünkü büyük insanlarin kalbinde hasede yol yoktur. Fakat onun tiksinmesi ve kerih görmesi, düsmanin batila sap masindan, fesadindan ve iftiralarindandi. Eger düsmani kötülük ve seryolurida gitmeye devam ediyorsa ve halkin menfaatlerine zarar veriyorsâ onlardan nefret eder tiksinirdi. Tipki hakka karsi inatlik eden basiretsizlik göstererek anlayissizlik yapan ve ahlaki bakimdan davayâ sikinti veren dostlarindan nefret ettigi gibi.

Fakat Benna bütün bunlara ragmen Rasûlullah'in Uhud günü yaraliyken ettigi su du ayi devamli olarak ediyordu: "Allah'im sen benim kavmimi hidayete erdir. Çünkü onlar bilmiyor lar." Düsmanlari devamli olarak ona karsi hile ve tuzaklari sürdürürken o da düsmanlarina karsi sürekli sefkat ve nasihata devam ediyordu. Benna'nin bu hali, ta onu her türlü kuvvetten, makamdan ve yardimcidan yoksun bir halde tek basina karanlikta vurarak öldürdükleri zamana kadar devam etti.

Evet onu öldürdüler. Onlar kuvvetli Benna ise zayifti. Onlar hükümran Benna ise bir kenara itilmisti. Onlar silahli, Benna ise eli bostu. Evet Benna'yi öldürdüler, simdi onlar katil ve mücrim, Benna ise mutlu ve saadet içinde.

Daha sonra onlar halkin merhametinden kovulurken, Benna Allah'in rahmetiyle bagislaniyordu. Onlar simdi bati ülkelerinde dagilmis vaziyette. Benna ise istirahatgahinda. Allah O'na ve tüm mücahidlere bol bol rahmet etsin. ( Amin.)

Yazan: Fethi Yeken

 

 

 


 

Þehid Hasan El Benna ve Ýhvan-ý Müslimin
"Allah gayemiz, Peygamber aleyhisselam önderimiz, Kur'an yasamýz, Cihad yolumuz, Allah yolunda ölüm en büyük hedefimiz" Þehid Üstad Hasan El-Benna

20. Asrýn Baþlarý

Geçmiþinden Koparýlmýþ, geleceði karartýlmýþ bir Ümmet...
Müslümanlarýn yaþadýðý topraklarýn tamamý kasaba kasaba, ülke ülke iþgal edilmiþ, insanlarý zincirlenmiþ, serveti heder edilmiþtir. Ordularý daðýtýlmýþ, medreseleri çökertilmiþti. Dinini hurafeler, bidatler kuþatmýþ, camileri miskinler mesken edinmiþti. Yönetimleri fesada uðratýlmýþ, birliðin sembolü hilafet önce sulandýrýlmýþ, ardýndan da ilga edilmiþti. Baþsýz, daðýnýk, umutsuz, yolsuz, susuz, yapayalnýz bir Ümmet vardý ortada. Peygamberin vekili, dirliðin direði alimler kavuklarýnýn altýnda kaybolmuþtu. Gözleri görmez, dilleri çözülmez olmuþtu. Hastasý hasta, doktoru da hasta bir Ümmet.

Akýl Veren Yok, Yol gösteren yok!

Cesaret topraða gömülmüþ de üzerine daðlar yýðýlmýþtý sanki. Kimse konuþmuyor, konuþan dinlenmiyordu. Kellesini koltuðuna alýp konuþan ya sözünü bitiremiyor ya da bir daha konuþamayacak dilsize dönüþtürülüyordu. Kim kimin adamý, kim nereden geldi belli deðildi.

Ne Hac Hacdý, Ne Namaz Namazdý.

Yola çýkan azdý. O azlarda kasabalarýnýn dar coðrafyalarýnýn sýnýrlarýný aþamýyorlardý. Ýman kardeþliði ile sýnýrlarý çizilmiþ koca topraðý düþleyemiyorlardý.
Aliminden cahiline herkes, kasabýný bekleyen koyuna dönüþtürülmüþtü. Kýble namazda Kabe'yi, eylemde batýyý gösteriyordu. Kimi ecelini bekliyor kimi kestirmeden kurtaracak bir Mehdi'yi... Aç, açýk ve selde saman çöpü gibi bir Ümmet.

Kurtlar Sofrasýnda Bir Ümmet

Fitne mi fitne, afet mi afet, Selahaddinlerin, Fatihlerin topraðý bir mezarlýða dönmüþtü. Yiðitler diyarý Anadolu, farklý farklý çizmelerin çiðnediði yerdi artýk. Ýlim diyarý Mýsýr yoktu. Ezher bin yýllýk fenerini söndürmüþ Müslümanlarý karanlýkta býrakmýþtý. Koca bir mezarlýk!

Akdeniz'in Ortasýnda Bir Göl Gibi Kalan Mezarlýk!

Mezarlýktaki gönüllü ölüler arasýnda ses çýkaranlardan kimileri de baþlarýna gelenden dinlerini sorumlu tutuyor, neredeyse hristiyan olsak böyle olmazdý diyorlardý. Koca bir mezarlýk!

Ölülerin Çukurlarýný Elleriyle Kazdýklarý Mezarlýk!

Herkes bir kurtarýcý bekliyor; ama kimse kurtarýcý olmuyordu. Ölüm sessizliði, pasifliðin kahrý kimlikleri imha etmiþti. Dert yanan çok, derman bilen yoktu. Kendisinden çok þey beklenenler bocalýyor, Ümmeti hayal kýrýklýðýna uðratýyordu.

Her Gün Yeni Bir Facia, Yeni Bir Þok!

Ve Koca Mezarlýkta 22 Yaþýnda Bir Diri: Hasan El Benna

1906'ta Mýsýr'da doðdu.Alim bir babanýn oðluydu. Genç yaþta Kur'an'ý ezberledi. Yaþýndan büyük düþüncelerle emsallerinin arasýndan ayrýldý. Lise talebesi iken ilk cemiyetini kurdu: "Haramlara Karþý Mücadele Cemiyeti". Henüz üniversite talebesi iken olaylara sessiz kalan Ulemanýn tavrýna tepki gösterdi. Hocalarýný örgütleyip sokaða döktü.

Önce camileri dolaþtý. Ýnsanlara, tarihi þereflerle dolu bir Ümmetin böyle olmamasý gerektiðini, dinlerini yüzüstü býrakamayacaklarýný anlatmaya çalýþtý. Camilerde Allah'ýn dinini anlattý. Dinletemedi. Camisinde garip bir Ýslam'a aðlamak yerine çareler üretti. Olmaz sanýlanlarý olur hale getirdi.

Ne yazýk ki Ümmetin fotoðrafý içler acýsýydý. Bir taraftan hurafe ve bidatler diðer taraftan da bütün olup bitenlere raðmen parça parça olmuþ düþünceler, ayrýlýklar... Gemisini kurtaran kaptanlaþýyor. Baktý ki dediðini anlayan yok kendisine yeni bir yol belirledi. Yaþadýðý yerdeki kahvehaneleri çalýþma merkezi yaptý. Ýsmailiye'de üç kahvehaneyi kendisine merkez seçti. Her hafta üç kahvehanede sýrayla dersler yaptý. Köyleri dolaþtý, mescidleri gezdi. Sýrtýnda on dört asýrlýk bir Ümmeti yüklenmiþ olarak yola koyuldu.

Yýl: 1928 Mart Ayý:

Konuþtuðu kahvehanelerde onu dinleyenlerden altý kiþi bir akþam O'nun evinde toplandý. Artýk, konuþmalarýný dinledikleri diriden etkilenmiþler, ne yapmalarý gerektiðini sormaya gelmiþlerdi. O akþam orada, Ýslam davasý için yaþamaya ve ölmeye yemin ederek sözleþtiler. Sermaye olarak ortaya ilk önce ruhlarýný ve ailelerinin o günkü ekmek paralarýný koydular.

Ýçlerinden biri:

"Teþkilatýmýzýn adý ne olacak?" dedi.

Hasan El Benna:

"Biz Ýslam'a hizmet için yola çýkmýþ kardeþleriz. Adýmýz da Ýhvan-ý Müslimin(Müslüman Kardeþler) olsun." dedi

Böylece 22 yaþýnda Müslüman Kardeþler örgütünü kurmuþ oldu.

Yedi yaren yola koyuldu. Ashab-ý Kehf maðaraya çekilmiþti. Bunlar ise, maðaradan meydanlara çýktýlar.

Mezarlýktaki Ölüleri Uyandýrmaya Baþladýlar

Onlar Allah'a güvenip çalýþtýlar. Allah sözlerine bereket verdi. Müslümanlarý asil kimliklerine çaðýrdýlar. Hurafelerden arýnmaya, yeniden bir Ýslam kardeþliði kurmaya davet ettiler.

Kýsa bir zaman da 'Ýhvan-ý Müslimin' büyüdü. Yahudilere karþý cihadý teþfik etti. Filistin meselesini Ýslam'ýn meselesi olarak gündeme getirdi. Filistinde savaþacak birlikler oluþturup cepheye gönderdi. Bir tanesinin baþýnda da kendisi bulundu. Mýsýrý kemiren Ýngilizlere karþý ayaklanma baþlattý. Mýsýr çapýnda okullar, camiler, fabrikalar yapýlmasýna vesile oldu. Medrese açtýrdý. Binler, onbinler derken büyük bir kitleyi uyandýrdý.enaz

Kadýnlarýn þuurlanmasý ile özellikle ilgilendi. Müslüman kadýnlar örgütü kurdu.

ONUN EN ÇOK BÝLÝNEN PAROLASI: "ÝÞLERÝMÝZ VAKTÝMÝZDEN ÇOKTUR!"

Hiç ümitsiz olmadý. Pek nazik ve tatlý dilli oldu. Çaresizliði asla kabullenmedi. Allah'a itimadýný sarsmadý. Olaylardan ve düþmanlardan daha büyük gördü kendisini.

Namaz vakti, en büyük iþ olarak namazý gördü. Davet zamaný da daveti en büyük eylem gördü. Ýþleri arasýnda sürtüþme olmadý. Din ve dünya, iþ ve ibadet, aile ve cemaat arasýnda mükemmel bir denge kurdu. Çevresindekilere örnek oldu. Býkmadý, usanmadý. Azmi daðlar gibiydi.

Etrafýnda onun sözlerini dinleyenlere þöyle derdi:

"Ýþlerimiz vaktimizden çoktur!"

TAÞLARI YERÝNDEN OYNATTI, OYUNU BOZULDU

1948'de Yahudilere karþý cihaddan söz edince Ýhvan-ý Müslümin yasa dýþý ilan edildi ve kapatýldý. Ýngilizler onu kara listeye aldýlar. Faaliyetlerine "Müslüman Gençler" adýyla devam etti. O ve beraberindekiler büyük bir sindirmeye maruz kaldýlar. Sevenleri grup grup tutuklandý. Bir konuþmasýnda dedi ki: "Ben bu gece rüyamda Hz. Ömer'i gördüm. Bana, 'Hasan öldürüleceksin.' dedi. Ben de kalktým sabaha kadar teheccüd kýldým."

1949 yýlýnýn þubat ayýnda özel aracýna el kondu. Ruhsatlý silahý alýndý. Yanýnda korumalýðýný yapan iki öz kardeþi tutuklandý. Çevresindekiler, araçlarla bilinmeyen yerlere götürüldü. 12 Þubat günü bir koferansýndan çýkarken silahlý saldýrýya uðradý. Olay yerinde ölmedi. Hastaneye kaldýrýldý. Polis hastaneye müdahale etti, tedavi görmesini engelledi. Orada ruhunu teslim etti.

MEZARLIKTAKÝ DÝRÝ'NÝN ÝLGÝNÇ CENAZESÝ

Hasan el-Benna'nýn þehadetinden sonra Kahire'de camiler kapatýldý. Erkekler tutuklandý. Sokaklarda sadece polis ve askerler kaldý. Babasý doksan yaþýnda idi.

Cenazesi evine getirildi. Cenazesini mezarlýða götürecek erkek bulunamadýðý için, kýz kardeþleri ve hanýmý tarafýndan mezarlýða götürüldü. Namazýný sadece kadýnlar ve babasý kýldý. Mezara da onlar indirdi.

Tarihte görülüp görülmediði bilinmez bir bedel ödedi.

Ödediði bedele de deðdi.

Bir ekol oldu.

Umut oldu.

Örnek oldu.

Onun ardýndan bütün Ýslam topraklarýnda art arda hareketler baþladý.

Vücudu öldü, adý ebedileþti. Allah ondan razý olsun. Ona rahmet etsin.

ÞEHÝD ÝMAMIN ON ÇALIÞMA PRENSÝBÝ

1- Birlik en büyük hedeftir. Kalpler arasýndaki bað güçlü olsun, tek söz üzerine birleþsin.

2- 'Lailahe Ýllallah' diyen herkes Tevhid çatýsý altýnda beraberimizdedir.

3- Kusuru nefsinde ara, muhalif hakkýnda iyi þeyler düþün.

4- Tepki verirken bile ahlaký göz ardý etme

5- Tartýþma ve Kibir yok

6- Bir meselede doðru birden fazla olabilir

7- Ýttifak edilen þeylerde yardýmlaþ, farklý düþüncelere saygýlý ol

8- Ortak düþmaný ön planda tut

9- Ýþ ve üretim ufkunu aç. Her kardeþ, -özel hayatýndaki iþlerine ilave olarak- hergün bir miktar Kur'an okumalý, yatmadan önce nefsini muhasebe etmelidir.

10- Yanlýþ yoldakilere üzülürüz; üzerine çullanýp teþhir etmeyiz.


"Ýslam; kulluk ve liderlik, din ve devlet, ruhanilik, iþ ve namaz, cihad ve itaat, Mushaf ve kýlýçtýr. Bunlar birbirinden ayrýlmaz." Þehid Üstad Hasan El-Benna


Nureddin Yýldýz

YORUMLAR

Mýsýr Kategorisine Ait Diðer Haberler

ÞEHÝD SEYYÝD KUTUB ÞEHÝD HASAN EL BENNA Her Firavunun Bir Halidi Vardýr.Gazze Konvoyu Mýsýr'a Alýnmadý.

KÖÞE YAZARLARI

Çok Okunanlar

HABER YORUMLARI

kanmayýn bu adama FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA selamun aleykum 2009 Þehadet Takvimi dün dündür felsefesi hocada tezahür etmiþtir. FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA tevafuk mu? BAÞBAÐLAR KATLÝAMI UNUTULMAYACAK bende nurcuydum... FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA

YAZAR YORUMLARI

Anketler

Takvimimizin Yeni Tasarýmýný Nasýl Buldunuz?
Çok Güzel
Çok Kötü
Güzel
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2009 sehadettakvimi.com