30 Temmuz 2010 Cuma
ÞEHÝD SEYYÝD KUTUB

2010-02-09 - 14:43

Önder Bir Þahsiyet
Seyyid Kutub, 20. yüzyýlýn en büyük ve önemli düþünürlerinden biridir. O inancý uðruna tüm sýkýntý ve güçlüklere göðüs geren, hatta bu yolda canýný vermekten dahi çekinmeyen düþünceleriyle, yaþantýsýyla çevresine ýþýk saçan önder bir þahsiyettir.

Seyyid Kutub, Yüce Allah'ýn: "Mü'minlerden öyle adamlar vardýr ki, Allah'a verdikleri söz e sadýk kaldýlar. Onlardan kimi (Allah yolunda þehid edilmek suretiyle) adaðýný yerine getirdi, kimi de (þehid olmayý) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir deðiþiklik yapmamýþlardýr" (Ahzab, 33/23) ayetinde sözü edilen kiþilerden olduðuna inandýðýmýz ve çaðýn yetiþtirdiði müstesna insanlardan biridir.

Dindar ve Seçkin Bir Aileye Mensuptu
1906'da Mýsýr'ýn Asyut kasabasýnda doðan Seyyid Kutub aslen Arabistanlýdýr. Dedesi Þeyh Vakur, Arabistan'dan Mýsýr'a göç etmiþ ve burada çiftçilikle uðraþmaya baþlamýþtýr. Dedesi ilim, takva ve güzel ahlakýyla ünlüydü. Anne ve babasý da çok dindar ve takva sahibi insanlardý. Kutub, kendisi annesine ithaf ettiði "Kur'an-ý Kerim'de Edebi Tasvir" adlý eserinde, onun dinine ne kadar baðlý bir kadýn olduðundan söz eder.

Seyyid Kutub, annesinin yoðun istek ve teþvikiyle küçük yaþlarda Kur'an'ý ezberledi. Babasý Ýbrahim Kutub'a ithaf ettiði "Kur'an'da Kýyamet Sahneleri" adlý eserinde þöyle der: "Babamýn en çok dikkat ettiði þey, bizim ruhumuza ahiret duygusunu yerleþtirmekti."

Ýlk eðitimini aile içinde aldýktan sonra, el-Ezher Üniversitesinde orta ve lise tahsilini yaptý. Daha sonra Daru'l-Ulum Fakültesi'ni bitirdi. 1933'te ayný fakültede edebiyat dalýnda öðretim görevlisi olarak çalýþmaya baþladý. O dönemde "Yeni Fikir" adý altýnda bir dergi çýkardý. 1941'de sosyoloji doktorasý yapmak üzere Maarif vekaleti tarafýndan Amerika'ya gönderildi. Yine ayný dönemlerde Müslüman Kardeþler cemaatiyle birtakým iliþkilere girmiþti. 1945'te Amerika'dan döndükten bir süre sonra da, tamamen bu cemaate katýldý.

Cahiliyeden Hidayete
Seyyid Kutub'un hayatý, iki döneme ayrýlýr:

Birincisi, Allah'a olan inancýný da koruyarak, sosyalizme yöneldiði ve daha çok edebi çalýþmalara aðýrlýk verdiði dönemdir ki, kendisi bunu "cahiliye dönemi" olarak adlandýrýr. Bu dönemde "Dikenler", "Köyden Bir Çocuk" ve "Sihirli Þehir" adlý üç romaný yayýnlanmýþtýr.

Ýkincisi, Ýslami fikir ve anlayýþýnýn derinleþtiði ve olgunlaþtýðý ve Müslüman Kardeþler'e katýldýðý dönemdir.

Zulüm ve Ýþkence
Seyyid Kutub, 1954'te tutuklanarak askeri hapishaneye kondu. Hapishane cellatlarý tarafýndan aðýr iþkencelere maruz kalmasý sonucunda mide ve baðýrsak kanamasýna maruz kaldý. Buna raðmen cellatlar eðitilmiþ köpeklerle onu kovalýyor, hastalýk ve yorgunluktan dolayý bir an bile koþamadýðý zaman köpekler vücudunu parçalýyordu. Mahkemesini izlemek amacýyla Mýsýr'a gelen insan haklarý temsilcisinin Seyyid Kutub'un vücudundaki iþkence izlerini görmemesi için mahkemesi ertelendi. Ýnsan haklarý temsilcisinin Mýsýr'dan ayrýlmasýndan iki hafta sonra Kutub, mahkemeye çýkarýlarak 15 yýl hapis cezasýna çarptýrýldý. Hapiste on yýl kaldýktan sonra sýhhi sebeplerden dolayý serbest býrakýldý. Ama kendi evinde zorunlu ikamete tabi tutuldu.

1965'te "Yoldaki Ýþaretler" adlý eserinden dolayý tekrar tutuklanan Kutub, bu kez üç - dört hastalýða birden yakalanmýþ, yaþý da 60'a dayanmýþtý. Cellatlar tam dört gün boyunca onu baðladýlar, yiyecek ve içecekten de mahrum býraktýlar. Su istediðinde cellatlar suyu getiriyor ancak ona vermiyor, daha fazla eziyet çektirmek için getirilen suyu gözleri önünde yere döküyorlardý. (1) Yapýlan bunca iþkenceye raðmen onu davasýndan vazgeçiremeyince bu kez psikolojik iþkence yapmaya baþladýlar. 25 yaþýndaki mühendis yeðeni Rýfat Bekr eþ-Þafii'yi getirerek gözleri önünde ona akýl almaz iþkenceler yaptýlar. Ýþkencelere dayanamayan Rýfat dayýsýnýn gözleri önünde þehit oldu. (2) Bu yolla da Kutub'u vazgeçiremeyince bu kez Azmi adýndaki diðer yeðenini getirerek abisi Rýfat gibi þiddetli iþkencelere tabi tuttular. Az daha o da abisi gibi þehit olacaktý. Cellatlar bununla da yetinmeyerek Þehit Rýfat'ýn annesi Nefise Kutub ile Seyyid Kutub'un diðer kýz kardeþi Emine Kutub'a da dehþet verici iþkenceler yaptýlar. Oðlu Rýfat þehit edildikten sonra Nefise haným serbest býrakýldý. Kýz kardeþi Emine Kutub'un tutukluluk hali ise devam etti. Daha sonra sözde mahkemeye çýkarýlan Emine Kutub 10 yýl hapis cezasýna çarptýrýldý ve bir bölümü askeri hapishanede diðer bölümü de Kanatir cezaevinde olmak üzere toplam altý yýl dört ay hapis yattýktan sonra serbest býrakýldý. (3)

"Zalimlerden Özür Dilemem"
Caniler burada zikrettiðimiz ve zikredemediðimiz onca iþkenceye raðmen Seyyid Kutub'u davasýndan vazgeçiremeyince diðer kýz kardeþi Hamide Kutub vasýtasýyla kendisiyle pazarlýk yapmaya baþladýlar. Caniler Hamide Kutub vasýtasýyla kendisine þu teklifte bulundular: "Þimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanýldýðýný beyan ederek Cumhurbaþkaný Cemal Abdünnasýr'dan özür dilediðin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest býrakacaktýr." Hamide Kutub, aðabeyinin affedilmesini ve yaþamasýný çok istiyordu. Bu yüzden de teklifi kendisine iletti. Üstad Kutub'un cevabý gayet açýk ve tavizsizdi: "Eðer idamý hak etmiþ olarak hakkýn emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksýzlýktýr. Eðer batýlýn zulmüne kurban gidiyorsam, batýldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!.."

Bu sözleri onu ebedileþtiren, tüm Ýslam aleminde örnek ve önder bir mücahit olarak tanýnmasýna vesile olan sözler olmuþtur. Onun dünyevi bedeni idam yoluyla öldürülüp topraða gömüldü, ama gösterdiði kararlýlýk fikirlerini kendisine yönelen inanç sahiplerinin önünü açan bir meþale kýldý.

Seyyid Kutub, eþ-Þeyh Abdülfettah Ýsmail ve Muhammed Yusuf Havvaþ'la birlikte idama mahkum edilmiþti. Ýdam kararý 29 Aðustos 1966'da infaz edildi.

Tevhidi Anlayýþýn ve Yaþayýþýn Önemi
Seyyid Kutub'un eserlerinin özü kelime-i tevhidin yeniden ashabýn anladýðý gibi anlaþýlmasýný saðlamaktýr. Onun düþüncelerinin özeti kabul edilen ve þehit edilmesinde gerekçe olarak kullanýlan "Yoldaki Ýþaretler" adlý kitabýnda kelime-i tevhidin anlamý, etkisi ve sonuçlarý üzerinde durulmaktadýr. Örneðin; bu kitabýn ilk bölümü olan "Örnek Kur'an Nesli" baþlýðý altýnda þöyle denmektedir: "Davetin yegane kaynaðý Kur'an önümüzde... Allah elçisinin fiili ve ameli sünneti de tarih boyunca benzeri bir kez gelmemiþ ilk dönem (sahabe) neslinin önünde olduðu gibi, bizim de önümüzde... Tek eksiðimiz Allah elçisinin bir fert olarak aramýzda olmayýþý... Bütün sýr burada mý saklý acaba?..." (4) Bu soruya cevap verirken, Ýslam dininin evrenselliði ve kýyamet gününe kadar devam edeceði gerçeðini dolayýsýyla ilk nesille bugünün neslinin anlayýþýnda bir farklýlýk olmamasý gerektiðini dile getirdikten sonra sahabe neslinin Ýslami anlayýþý ile bizim Ýslami anlayýþýmýz arasýndaki mevcut farklýlýklarýn sebeplerini þöylece sýralamaktadýr:

Birinci olarak: Ýlk Kur'an neslinin (sahabe-i kiramýn) beslendiði yegane kaynak Kur'an-ý Kerim ve Rasulullah (s.a.s.)'ýn Kur'an'ýn tefsiri niteliðindeki söz, fiil ve takrirleri idi. Zira Hz. Aiþe validemiz de: "O'nun ahlaký Kur'an idi" buyuruyor. (Nesai)

Ýkinci olarak: Sahabe-i kiram, Kur'an ve hadisleri bilgilerini artýrmak, kültür daðarcýklarýný geliþtirmek, Kur'an tilavetinden müzikal bir zevk almak ya da dünyevi bir çýkar saðlamak amacýyla okumuyorlardý. Onlar Kur'an'ý sadece öðrendiklerini yaþamak, hayatlarýnda uygulamak için öðreniyorlardý.

Üçüncü olarak: Sahabiler Ýslam'a girmekle cahiliyetin, küfrün tüm örf ve adetlerini, dünya görüþünü, Ýslam öncesi hayatýn deðerlerini arkalarýnda býrakýyorlardý. Kiþi Ýslam'a girdiði andan itibaren hayatýnda yepyeni bir sayfa açýldýðýnýn bilincindeydi ve ona göre hareket ediyordu. Kelime-i þehadet, tüm þirk ve cehaletten soyutluyordu onlarý." (5)

Seyyid Kutub bu bilgilerle kelime-i þehadetle insanýn, bir yaþantýdan (küfürden), diðer bir yaþantýya (Ýslam'a) nasýl geçtiðini ve bu kelimeyi söyleyenin nasýl bir yükümlülük altýna girdiðini belirtmeye çalýþmýþtýr. Kutub, kitabýnda ayrýca bir insanýn Allah'ýn tek ilah olduðuna inanýrken, Allah'tan baþka güçlere (taðutlara) boyun eðerek, Allah'ýn koyduðu yasalarýn önünde deðil de, taðutlarýn önünde yargýlanmayý istemesini þiddetle eleþtirir. Böyle bir insanýn inancýnda samimi olamadýðýný, kendisiyle çeliþkiye düþtüðünü belirtmektedir. Nitekim Yüce Allah, Kur'an-ý Kerim'de þöyle buyurmaktadýr: "Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri görmüyor musun ki, Taðut'un hükmüne baþvurmaya kalkýþýyorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuþlardý. Þeytan da onlarý uzak bir sapýklýða çekmek istemektedir." (Nisa, 4/60)

O, Bütün Ýslam Dünyasýný Etkilemiþtir
Seyyid Kutub'un, kendinden sonraki Müslüman düþünürlerin ve cemaatlerin üzerinde önemli etkisinin olduðu inkar edilemez. Buna Türkiye'deki düþünürler ve cemaatler de dahildir. Özellikle Fi Zilali'l-Kur'an adlý tefsiri, Müslüman davetçilerin müracaat kitaplarý ve Kur'an-ý Kerim'i günümüzde yaþananlarla irtibatlý bir þekilde anlama ve yorumlama konusunda temel kaynaklarý haline gelmiþtir.

Seyyid Kutub, Ýslami çalýþmalarýndaki ihlas ve samimiyetine raðmen þehadetinden sonra bazýlarýnca yanlýþ anlaþýlmýþtýr. Bize býraktýðý düþünce, fikir ve amel mirasýndan onun istemediði sonuçlar çýkarýlmýþtýr. Buna bir örnek þudur: O hayatýnda ve kitaplarýnda hiç bir Müslümaný þahsen tekfir etmediði halde, onun þehadetinden sonra eserlerinden etkilendiklerini ileri süren bazý kiþiler birtakým þahýslarý ve akýmlarý tekfir etmiþlerdir. Oysa Seyyid Kutub kitaplarýnda kiþilerle uðraþmaz. O tespitlerde bulunur, çýkarýmlar yapar ve bu çýkarýmlarý sentezleyerek genel kurallara varýr. Örneðin þöyle der: Allah'a bütün kalbiyle inanan biri, inkarcýlarla samimi dostluk iliþkisi içine giremez, onlarý sevemez, velayetini onlara tevdi edemez. Bunlar, ayetlerde de geçen prensiplerdir. Ne var ki onun þehadetinden sonra, onun düþüncelerini topluma yaymaya çalýþtýklarýný ve uygulamaya geçirdiklerini ileri süren bazý kiþiler bu açýklamalardan Ýslam'ýn hoþ görmediði birtakým yanlýþ prensipler çýkarma gibi önemli bir hataya düþmüþlerdir.

Kutub'u Hedef Alan Haksýz Tenkitler
Asýl üzücü olan husus da, bazý kesimlerin Seyyid Kutub'u son derece haksýz ve insaf sýnýrlarýný iyice aþan eleþtirilere maruz býrakmalarýdýr. Bu tenkitlerin çoðu asýlsýz iddialara veya ifadelere zorlayan çarpýk yorumlara dayanmaktadýr. Biz bu yazýmýzda ona yöneltilen haksýz eleþtirilerden önemli gördüðümüz bazýlarýna cevap vermeye çalýþacaðýz. Bunun sebebi o büyük þehidin aklanmaya olan ihtiyacý deðil sadece bu eleþtirilerin ne derece yersiz ve haksýz olduðunu ortaya koyma gayemizdir. Bir diðer gayemiz de yetiþen nesil ile Seyyid Kutub arasýndaki bu eleþtiri duvarlarýný kaldýrarak Ýslam'ý bir bütün olarak anlamaya çalýþan insanlarýmýzýn onunla doðrudan muhatap olmalarýný saðlamaktýr. Çünkü bu haksýz ve insafsýz eleþtiriler özellikle bazý gençlerimizin Seyyid Kutub'dan uzak durmalarýna yol açmakta dolayýsýyla oldukça önemli bir ilim ve fikir mirasý býrakmýþ o deðerli insandan yararlanamamaktadýrlar.

Türkiye'de ümmet bilincinden yoksun ve birtakým taassuplar içinde olan bazý kiþiler insanlarý ondan soðutmak amacýyla çeþitli iddialar ortaya atmaktadýr. Bu gibilerin bütün iþleri insanlarý, sade ve temiz kaynaklardan uzak tutabilmek için o kaynaklarýn zehirli olduðu söylentileri yaymaktýr. Kendileri alternatif kaynaklar ortaya koymazlar. Ýnsanlarýn o kaynaklara olan ihtiyaçlarýný gidermek amacýyla da Yüce Allah'ýn: "Ne semirtir, ne de açlýðý giderir" (Gaþiye, 88/7) dediði türden, insanlara bir þey vermeyen ya da asýl kendisi zehirli olan birtakým ürünler sunarlar. Zehirli olduðunu ileri sürdükleri kaynaklar hakkýnda ise hiçbir test yapma, onu tanýma, gerçekten zehirli mi yoksa besleyici mi olduðunu araþtýrma ihtiyacý bile duymazlar. Ýþte insanlarýmýzýn asýl bu gibiler karþýsýnda duyarlý olmalarý, onlarýn o zehirleyici dedikodularýna karþý uyanýk bulunmalarý gerekir.

O Bölücü Deðil Ayýrýcýydý
Seyyid Kutub'a yöneltilen haksýz eleþtirilerin biri onun hükümete karþý kýþkýrtýcý, kardeþi kardeþe düþman yapýcý, yýkýcý, bölücü, Müslümanlarý isyana teþvik edici yazýlar yazdýðý ve bu tür düþüncelere sahip olduðu iddiasýdýr. (6) Bu iddia sahiplerine göre Seyyid Kutub ve Mevdudi gibi Ýslam alimlerinin ve bu alimleri seven Müslümanlarýn, hükümetler tarafýndan en aðýr cezaya çarptýrýlmalarý gerekir. Baþka alimlerin de, onlardan etkilenenlere söz ve yazý ile öðüt vermeleri, cahillerin ise onlarýn kitap ve broþürlerinden uzak durmalarý gerekir. (7)

Görüldüðü gibi büyük þehidin deyimiyle tamamen "cahiliyet" kokan bu iddia aslýnda cevaplandýrýlmaya bile deðmeyecek kadar basit ve dayanaksýzdýr. Her þeyden önce Üstad Seyyid Kutub'un yaþadýðý topraklarda etnik ayrýlýklara dayalý bir hareket olmadýðýndan buradaki bölücülükle kastedilen, coðrafi bölünme deðil, fikri ve itikadi ayrýlýktýr. Merhum þehit insanlarý Ýslam'a davet ettiðinden, bu davete olumlu cevap verenlerle olumsuz cevap verenler arasýnda doðal bir ayrýlýk ortaya çýkmaktadýr. Kimse bu ayrýlýktan dolayý Seyyid Kutub'u sorumlu tutamaz. Çünkü Ýslam kendisi daveti farz kýlmýþtýr. Müslüman olmasýndan sonra Ýslam'la küfür arasýnda kesin bir ayýrým gerçekleþtirmesi dolayýsýyla "Faruk: Ayýrýcý" unvanýyla ünlenen Hz. Ömer (r.a.)'in tavrý da imanla küfür kitlesini net bir þekilde birbirinden ayýrmanýn önemini ortaya koymaktadýr. Yüce Allah da, bir çok ayette Kur'an-ý Kerim'in hak ile batýlý, aydýnlýkla karanlýðý birbirinden ayýran bir kitap olduðunu belirtmiþtir.

Asýl Kardeþlik Ýman Kardeþliðidir
Kardeþi kardeþe düþman yaptýðý iddiasýna gelince: Hiç kimse Seyyid Kutub'un eserlerinde Müslümanlarýn birbirine girmelerini, savaþmalarýný isteyen bir satýr bile gösteremez. Aksine O Müslümanlarýn kardeþ olduklarýný özellikle vurgulayarak onlarý birliðe çaðýrýcý pek çok yazý yazmýþtýr. Hucurat suresindeki: "Mü'minler ancak kardeþtirler." (Hucurat, 49/10) ayetinin Fi Zilali'l-Kur'an'daki tefsirine bakýlmasý onun bu konudaki tavrýnýn anlaþýlmasý açýsýndan yeterlidir. Yukarýdaki iddianýn sahipleri belki Seyyid Kutub'un neden mü'min ile kafirin kardeþçe yaþamalarýnýn mümkün olamayacaðýný dile getirmesinden rahatsýz olmuþlardýr. Oysa bu konuda hükmü bizzat Ýslam koymakta ve imandan doðan kardeþliðin dýþýndaki kardeþliklerin sevgi ve velayeti zorunlu kýlmadýðýný bildirmektedir. Asrý Saadet'te de yerine göre ayný ana - babadan doðma kardeþlerden biri Ýslam saflarýnda diðeri küfür saflarýnda birbirleriyle çarpýþabiliyordu.

Küfre Karþý Durmak Ýmanýn Gereðidir
Yukarýdaki iddiayý Türkiye'de yaymaya çalýþanlarýn ayný zamanda Seyyid Kutub'u bid'atçýlýkla, mezhepsizlikle, cahillikle suçladýklarýný görürüz. Bu konuda "Ýslam Ahlaký" adlý kitaplarýnda þöyle diyorlar: "Mýsýrlý Hasan el-Benna ve bunun yetiþtirmelerinden Seyyid Kutub gibi mezhebsiz, cahil din adamlarý, (cihad, zulm edenlere ve zalimlere karþýdýr) ayet-i kerimesini ileri sürerek hükümete isyan ettiler. Hasan 1949, Seyyid Kutub da 1966 isyanýnda idam edildi. Aldattýklarý binlerce genç de, zindanlarda senelerce iþkence çektikten sonra öldürüldüler. Ýhvaný Müslimin yani Müslüman Kardeþler denilen bu gençler, 1982'de Suriye'deki zalim Es'ad hükümetine isyan ederek, Hama þehrinin yakýlýp yýkýlmasýna ve onbinlerce Müslümanýn feci þekilde öldürülmesine sebep oldular. Halbuki, zalim hatta kafir hükümetlere karþý isyan etmeyi, fitne çýkarmayý, dinimiz yasak etmektedir..." (8)

Burada yazýlanlar ve ortaya atýlan iddialar sahiplerinin cehaletini bütün açýklýðýyla ortaya koymaktadýr. Baþka hiçbir delile ihtiyaç duymadan yukarýda yazýlanlara bakarak bunlarý yazanlarýn ne derece cahil ve Ýslam bilgisinden uzak olduklarýný tespit etmemiz mümkündür. Bu iddialar aslýnda cevaplandýrýlmaya deðecek iddialar deðildir. Ancak þu kadarýný söylemeyi zorunlu görüyoruz: Bu iddialarýn mantýðýna göre, Bilal, Ammar, Yasir, Sümeyye ve daha pek çok sahabi (Allah hepsinden razý olsun) Müslüman olduklarýný söylemekle suç iþlemiþlerdir. Demek ki, suç onlara iþkence yapanlarda deðil, bizzat kendilerindeymiþ?

O, Fýkýhta Ýçtihadýn Önemini Biliyordu
Seyyid Kutub'un mezhepsiz olduðu iftirasýna gelince: Aslýnda bu iftirayý da pek üzerinde durulmaya deðer ciddi bir iddia olarak görmüyoruz. Bu iddiaya cevap olarak sadece þunu söylemekle yetiniyoruz: Seyyid Kutub, þehadetine kadar Müslüman Kardeþler'e baðlýlýðýný korumuþ, bu cemaatin bir ferdi olarak idam sehpasýna gitmiþtir. Onun bey'at ettiði, kabul ettiðine, inandýðýna dair söz verdiði ilkelerden birisi de þudur: "Fer'i hükümlerin delillerini deðerlendirebilecek kadar içtihat derecesine ulaþmayan her Müslümanýn, bir müçtehit imama uymasý gerekir...." (9) Ayrýca Fi Zilali'l-Kuran'da yer yer fýkýh içerikli ayetlerin tefsirinde: "Bunun tartýþma yeri fýkýh kitaplarýdýr" diyerek fýkýh kitaplarýna olan itimadýný belirtmektedir.

Bid'atçý Deðil Bid'at Düþmanýydý
Bid'atçý olduðu iftirasýna gelince: Bu konuda da, Müslüman Kardeþler'in þu prensibini hatýrlatmakla yetiniyoruz: "Ýslam dininde aslý olmayan ve insanlarýn heveslerine uyarak hoþ gördükleri her bid'at sapýklýktýr. Ýster dinde olmayan bir þeyi ona ilave etmek, isterse onda olan bir þeyi terk etmek þeklinde meydana gelsin, bunlarla savaþmak ve en münasip vasýtalarla ortadan kaldýrmak gerekir. Fakat bid'atý ortadan kaldýrayým derken daha kötüsüne yol açmamak gerekir." (10)

Üstad Seyyid Kutub kendisi de çalýþmalarýnda bid'atlara karþý açýkça tavýr koymuþ ve Müslümanlar arasýnda yaygýnlýk kazanan bid'atlarýn temizlenmesi için yoðun çaba sarf etmiþtir. Fakat kendileri boðazlarýna kadar bid'atlarýn ve hurafelerin içine batmýþ olanlar kendi yaptýklarýný doðru sandýklarýndan baþkalarýnýn Kur'an ve sünnetin aydýnlýðýnda ortaya koyduklarý gerçekleri bid'at sanmaktadýrlar.

O, Tefsirini Ýlmin Aydýnlýðýnda Yazmýþtýr
Bazýlarý Seyyid Kutub'un tefsirini ilmi dayanaklara göre deðil tamamen fikir yürütmek suretiyle yazdýðýný ileri sürüyorlar. Oysa Fi Zilal'i okuyanlar onda geçmiþte yazýlmýþ tefsirlerin hemen hemen tamamýnýn incelenip birtakým özetlemeler yapýldýðýný ve günümüz insanýnýn bilmesi gereken neticeler çýkarýldýðýný, bir ayetin tefsiriyle ilgili herhangi bir açýklama reddedilirken ilmi delillerinin de sýralandýðýný göreceklerdir. Seyyid Kutub'un tefsir yapacak kadar þeriat ilimlerini bilmediði iddiasý da doðru deðildir. Çünkü o medrese geleneðine sahip bir aileden geliyordu ve yedi yaþýndan itibaren þeriat ilimlerini öðrenmeye baþlamýþtý. On yaþýna geldiðinde hafýz olmuþtu. Hayatýnýn sonraki döneminde de þeriat ilimleriyle irtibatý kesilmemiþ bu ilimleri tetkik etmeye þehit edildiði tarihe kadar devam etmiþtir. O hem þer'i ilimleri, hem de Batý'nýn felsefe ve anlayýþýný bildiðinden tefsirinde günümüz insanýný etkileyebilecek önemli tespitler yapmayý baþarabilmiþtir. Çünkü bilindiði üzere günümüz insaný sadece Ýslami kaynaklarca deðil Batý kaynaklarý tarafýndan da beslenmektedir. Dolayýsýyla bir insana hitap ederken onun etkilendiði kaynaklarý bilmenin ve zihnindeki sorularý ona göre cevaplandýrmanýn büyük yararlarý olmaktadýr.

Hz. Osman ve Muaviye Hakkýnda Yazdýklarý
Seyyid Kutub'un "Ýslam'da Sosyal Adalet" adlý eserinde Hz. Osman ve Hz. Muaviye hakkýndaki bazý sözlerine de burada bir açýklýk getirmek istiyoruz: Seyyid Kutub bu eserini 1946'da yazmaya baþlayýp 1948 de bitirmiþtir. Eseri çok raðbet görmüþ zamanla, Ýngilizce, Fransýzca, Almanca, Türkçe ve Farsça'ya tercüme edilmiþtir. Bu eserin ilk baskýlarýnda Muaviye ve onunla birlikte bulunan sahabe-i kiram ile Hz. Osman'ý tenkit eden sözler sarf edilmiþtir. Bu sözlerinden dolayý Allame Mahmud Þakir ve diðer bazý ilim adamlarý tarafýndan tenkit edilmiþtir. Kutub, saðlýðýnda bu konudaki yanlýþlarýný bizzat kendisi düzeltmiþ ve adý geçen kitabýn altýncý baskýsýnda tenkit konusu sözleri tamamen çýkarmýþtýr. Kitabýn son þekli 1964'te basýlmýþtýr. (11) Kitabýn Türkçe tercümelerinde ilk baskýlar esas alýndýðýndan hala bazý tercümelerde bu sözlere rastlamak mümkündür. Ancak hakikat yukarýda belirtildiði gibidir.

Daha önce belirtildiði gibi merhum þehide yapýlan haksýzlýk ve iftiralarýn tümünü burada cevaplama imkanýmýz yok. Ancak en fazla dikkat çeken iftiralarýn bunlar olduðunu söyleyebiliriz. Fi Zilal'la ilgili iddialara Muhammed Kutub tarafýndan, Seyyid Kutub'un Ýslam Düþüncesi ve Esaslarý adlý kitabýna yazdýðý mukaddimede cevap verilmiþtir. (Bu kitap Resul Tosun tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir.)

Biz Seyyid Kutub'un tamamen hatasýz olduðunu iddia etmiyoruz. Ancak kendisinden istifade edilmesi gereken deðerli bir ilim ve fikir adamý olduðuna, çaðdaþ Ýslami harekete hem düþüncesiyle hem de yaþantýsýyla büyük bir katkýda bulunduðuna inanýyoruz. O, Müslüman davetçilerin önündeki karanlýklarý aydýnlatan bir kandildir..

Seyyid Kutub, Müslüman Kardeþler'den Ayrýlmamýþtýr
Seyyid Kutub'la ilgili önemli bir yanlýþ iddia da onun þehadetinden önce Müslüman Kardeþler cemaatiyle irtibatýnýn kesildiði veya bu cemaatin onun yolunu terk ettiði, cemaatin içinde ona karþý anlayýþlarýn geliþtiði iddiasýdýr. Onun þehadetinden önce bu cemaati terk ettiðine dair hiçbir delil yoktur. Varlýðý bilinen bir þeyin yok olduðunu ispat etmek için yok olduðunun delillere dayandýrýlmasý gerekir. Kaldý ki onun kardeþleri ve kendisini yakýndan tanýyanlar böyle bir þeyin olmadýðýný ifade etmiþlerdir. Cemaat içinde de Seyyid Kutub geçmiþte olduðu gibi sevilmekte, kitaplarý tavsiye edilmekte, tefsiri eðitim programlarýnda okutulmakta ve davasýna her zaman olduðu gibi sahip çýkýlmaktadýr. Ben Müslüman Kardeþler cemaatinin ileri gelenlerinden ve taban kesiminden yüzlerce insanla görüþtüm. Birçoklarýna Seyyid Kutub'la ilgili iddialarý özellikle sordum. Seyyid Kutub'u reddeden, onu karþýsýna alan bir tek kiþiye rastlamadým.

Seyyid Kutub'un kýz kardeþi Hamide Kutub'un bildirdiðine göre, Üstad þehadetinden kýsa bir süre önce ona þöyle demiþtir: "Þayet Hasan Hudeybi'yi (Ýhvan'ýn o zamanki genel mürþidi) görürsen benden ona selam söyle ve kendisine, onun zarar görmemesi için insanýn tahammül edebileceði bütün zorluklara tahammül ettiðimi söyle." (12) Ayrýca yine hapishanede kendisine idam kararý haberi ulaþýnca þöyle demiþti: "Allah'a hamd olsun on beþ yýldýr þehadete ulaþmak için çalýþýyorum. (O zaman Ýhvan'a katýlmasýnýn on beþinci yýlýydý.) " (13) Yani o Müslüman Kardeþler cemaatinin saflarýnda verdiði mücadelenin tümünü bir bütün olarak deðerlendirmiþ ve bu dönemi þehadete ulaþmak için çalýþtýðý dönem olarak nitelemiþtir. Cemaatten ayrýldýðýný ima edecek bir söz dahi sarf etmemiþtir. Bütün bunlar da gösteriyor ki o, þehadetine kadar Müslüman Kardeþler içinde faaliyet göstermiþtir.

Bu yöndeki iddialarýn kaynaðý Müslüman Kardeþler'e karþý olanlarýn Seyyid Kutub'u onlardan görmek istememeleri dolayýsýyla uydurduklarý yalanlardýr. Belirttiðimiz üzere Müslüman Kardeþler cemaati de, Seyyid Kutub'u saðlýðýnda baðýrlarýna bastýklarý gibi þehit edilmesinden sonra da onun fikirlerinin bayraktarlýðýný yapmýþ, asla onun düþüncelerinin yayýlmasýný önlemeyi amaçlayan bir tavýr içine girmemiþlerdir.

Sonuç
Unutmamak gerekir ki Seyyid Kutub da bir beþerdir. Biz onu Allah'ýn yolunu gereði gibi tanýmamýzda bize delalet ettiðinden dolayý severiz. Hatasýz olduðunu kimse söyleyemez. Ama insanlarýn Allah'ýn yüce kitabýný doðru bir þekilde anlamalarýna yardýmcý olmak için büyük ve örnek çabalar ortaya koymuþtur. Ýhlas ve samimiyetle ortaya konulan ilmi faaliyetlerde yanýlma halinde bile sevap olduðunu Allah Resulü (s.a.s.) bildirmiþtir. O bir meþale yakmýþtýr. Bize o meþaleden istifade etmek düþüyor. Asýl izlenmesi gereken yol ise Allah'ýn yoludur. Seyyid Kutub'un verdiði mesaj da zaten budur.

Biz onun için Allah'tan rahmet ve maðfiret dilerken, Yüce Allah'ýn ona lütfettiði þehadet mertebesini bize de lütfetmesini temenni ediyoruz

Eserleri

Fi Zilali'l Kur'an
Yoldaki Ýþaretler
Bela ve Ýmtihan
Tevhid Daveti
Peygamberlerin Hayatý
Özlenen Ýslam Toplumu
Kur'an'ýn Gölgesinde Mesajlar
Kur'an'ýn Gölgesinde Kadýn
Kur'an-ý Kerim ve Ýslam Tarihinden Çocuklar Ýçin Dini Hikayeler 5 Kitap
Kur'an'da Kýyamet Sahneleri
Kur'an'da Edebi Tasvir
Kur'an Iþýðýnda Peygamberler
Bedir ve Uhud - Davetin Ýlkeleri
Kadýn ve Aile
Ýstikbal Ýslamýndýr
Ýslami Hareket Metodu
Ýslama Göre Ýnsan Psikolojisi
Ýslam Toplumuna Doðru
Ýslam Düþüncesi
Filistin Davamýz

Cihad
Faiz
Din Bu

Kitaplarý Beka,Pýnar,Ravza ve Özgün Yayýncýlýktan Temin Edebilirsiniz...

Dipnotlar:

1) Dr. Muhammed Seyyid el-Vekil, Kubre'l-Harekati'l-Ýslamiyye, sh. 198, "Mezabihu'l-Ýhvan" (Ýhvan Mezbahalarý) adlý eserden naklen.
2) A. e., "Hakaik ani'l-Hükmi ve'l-Muhakemat" adlý eserden naklen.
3) A. e., sh. 199, ayný eserden naklen
4) Seyyid Kutub, Yoldaki Ýþaretler, Ýstanbul 1992. 2.Baský Pýnar yayýnlarý, Türkçesi: Abdi Keskinsoy, sh. 15 - 16
5) A.e. sh. 18
6) Muhammed Ali b. Emrullah el-Hadimi, Ýslam Ahlaký, Ýstanbul 1996, 27. baský, Hakikat Ltd. Þti. yayýnlarý, sh. 152
7) Ayný kitap, sh. 116 8) Ayný kitap, sh.466; Ayrýca: Meþhur "Tam Ýlmihal (Saadeti Ebediye)" 65. baský, sh. 1170
9) Hasan el-Benna, Davanýn Esaslarý, sh. 144; 11. Risale. Ayrýca bkz. Said Havva, Eðitim Risalesi, Petek yayýnlarý, 1990, Tercüme: Abdulilah Yýkýlmaz. sh. 102 - 103
10) Said Havva, a.e. sh. 148 ve 102 - 103
11) Salah Abdulfettah Halidi, Seyyid Kutub mine'l-Milad ile'l-Ýstiþhad - Doðumundan Þehadetine Seyyid Kutub, sh. 540
12) Salah Abdulfettah Halidi, a. e., sh.474
13) A.e. sh. 473


 

www.vahdet.com.tr adresinden yararlanýlmýþtýr.

YORUMLAR

Mýsýr Kategorisine Ait Diðer Haberler

ÞEHÝD SEYYÝD KUTUB ÞEHÝD HASAN EL BENNA Her Firavunun Bir Halidi Vardýr.Gazze Konvoyu Mýsýr'a Alýnmadý.

KÖÞE YAZARLARI

HABER YORUMLARI

dün dündür felsefesi hocada tezahür etmiþtir. FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA tevafuk mu? BAÞBAÐLAR KATLÝAMI UNUTULMAYACAK bende nurcuydum... FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA açýklamayý destekliyorum FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA zavallý takvim FETHULLAH GÜLEN'E KINAMA

YAZAR YORUMLARI

Anketler

Takvimimizin Yeni Tasarýmýný Nasýl Buldunuz?
Çok Güzel
Çok Kötü
Güzel
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2009 sehadettakvimi.com