2009-12-24 - 11:41
Patani, Tayland sýnýrlarý içerisinde ve Tayland’ýn güneyinde yoðun olarak Müslümanlarýn yaþadýðý bölgenin adýdýr. Tayland Müslümanlarý olarak bilinen bu kesimin büyük bir çoðunluðu köken olarak Malay ýrkýna mensuptur.
Güneydoðu Asya’daki tarihi antik çaðlara dayanan Patani, 15. yüzyýlda bir Ýslam krallýðý haline geldi ve bu dönemde en parlak çaðýný yaþadý. Patani Ýslam Krallýðý, 15. ve 17. yüzyýllar arasýnda önemli bir ticaret ve eðitim merkezi haline geldi. Patani, bu yüzyýllarda bölgeye akýn eden sömürgeci güçlerin doðrudan saldýrýsýna maruz kalmamýþ olsa da, yaný baþýndaki Siyam Krallýðý’yla çetin bir mücadele içerisindeydi. Bu uzun süreli mücadele sürecinden sonra iç karýþýklýklarýn da etkisiyle zayýflayan krallýk, bölgedeki sömürgeci güç Ýngiltere’nin de desteðiyle daha sonraki yýllarda Siyam Krallýðý’nýn topraklarýna dahil edildi.
Tampon bölge olmasýnýn getirilerini kullanarak sömürgeci güçler arasýnda baþarýlý bir denge siyaseti izleyen Tayland, Güneydoðu Asya’da büyük güçler tarafýndan sömürgeleþtirilemeyen tek ülke olarak kalmayý baþarmýþtýr. Patani’nin Ýngiltere tarafýndan Tayland’a býrakýlmasý da, büyük ölçüde sömürgeci güçler arasýndaki reelpolitik dengeleri kullanmasýyla iliþkilidir. 1909 yýlýnda resmen Siyam topraklarýna dâhil edilen Patani halký, bu yýldan itibaren sürekli bir direniþ içerisine girdi. Tayland’ýn 1938’de baþlattýðý reform hareketleriyle din, dil ve kültürel yapýsýna sürekli müdahale edilen Patani’deki direniþ, 1940’lý yýllarda doruða ulaþtý. Bu dönemde Patani siyasi direniþinin öncüsü olan Hacý Sulong’un meseleye uluslararasý hukuk çerçevesinde çözüm bulma giriþimleri, bölgenin adýný nihayet dünya kamuoyuna duyurdu. Hacý Sulong’un amacý, Patani halkýnýn dinî ve kültürel kimliðine yapýlan müdahaleleri durdurmaktý. 1960’larda tekrar ortaya çýkan direniþ gruplarý arasýnda bir birlik saðlanamamasýndan dolayý, Patani direniþi bu yýllarda 1940’lý yýllardaki kadar etkili olmadý. 1960–1980 yýllarý arasýndaki mücadele dönemi, 1980’de göreve gelen uzlaþmacý Tay yönetiminin özellikle ekonomik alandaki yenilikleriyle duruldu. 1990’lý yýllarda kendilerine siyasi katýlým hakký da verilen Patani halký, Tayland yönetimine karþý tarafsýz bir tavýr içerisine girdi.
Ancak Tayland krallýðý, Patani Müslümanlarýnýn topraklarýný iþgal etmekle kalmayýp özgürlüklerini de ellerinden aldý. Bu yüzden Müslümanlar hem yurtlarýný iþgalden kurtarmak, hem de özgürlüklerine kavuþmak için mücadele baþlattýlar. Bu amaçla birçok direniþ örgütü kuruldu. Fakat bunlarýn hepsi silahlý mücadele içine girmiþ deðildir. Silahlý mücadele verenlerin de geneli Patani Ulusal Kurtuluþ Cephesi çatýsý altýnda bir araya gelmiþtir ve bu hareket baðýmsýzlýk mücadelesi veren örgütlerin en güçlüsü olarak bilinmektedir.
Amerika’daki 11 Eylül saldýrýlarý sonrasýnda tüm dünyayý etkisi altýna alan “terörizmle savaþ” kasýrgasý, bu küçük bölgeyi de vurdu. Güneydoðu Asya’da, El-Kaide liderlerinden olduðu iddia edilen Endonezya kökenli Hambali’nin Tayland topraklarý içerisinde yakalanmasý gözlerin buraya çevrilmesine neden oldu. Ordularýný bu bölgeye yönlendiren Tayland yönetimi, bu konuda ABD’den yardým ve taktik takviyesinde bile bulundu. Birçok muhalif tarafýndan olaylarý abarttýðý düþünülen Tayland yönetiminin hýzýný alamayarak 28 Nisan ve 25 Ekim 2004’te meydana gelen protesto gösterilerine yaptýðý sert müdahaleler, adeta bir savaþ niteliðindeydi. 2004 yýlý baþýndan bu yana bölgede süregelen olaylar, bu mahzun halkýn acýlarýný bir kez daha tazeledi. Bölgede yaklaþýk iki yýldýr uygulanan sýkýyönetim döneminde 100’e yakýn kayýp ve 1000’e yakýn öldürülme hadisesi vuku buldu. Son olaylar, Güney Tayland olarak tanýtýlýp ismen sahiplenilen bu bölgenin mânen dýþlanmýþlýðýnýn bir göstergesiydi.
Topraklarýnýn sömürülmesi dýþýnda Tayland’la hiçbir baðlantýsý olmayan Patani halkýnýn direniþi bilinmeye deðer bir mücadeledir. Sayýca az olan bu halkýn dinî ve kültürel deðerleri uðruna verdiði büyük mücadele, Patani halkýnýn özgürlüðe duyduðu özlemin ifadesidir. Bu deðerleri kaybetmenin varoluþlarýný anlamsýzlaþtýracaðý düþüncesinde olan Patani halký, bu düþüncenin bedelini hâlâ ödemektedir. Seslerini dünyaya duyuramamýþ bu halkýn yýllardýr verdiði mücadele bugüne dek devam etmiþtir.
|