|
1. ÝYÝLÝK
Yüce Allah celle celâluhu þöyle buyuruyor:
وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍٍ فَإِنَّ اللهَ بِهِ عَلِيمٌ
‘‘Hiç þüphesiz Allah yaptýðýnýz her hayrý bilir.’’ (Bakara, 215)
Peygamber aleyhisselâm þöyle buyuruyor: ‘‘Allah iyidir, iyiliði sever ve iyiliðin karþýlýðý olarak kötülüðe veya baþka bir þeye vermediði mükâfatý verir.’’ (Müslim)
Bir Mücâhid iyilik düþünür.
Melekler ona savaþta yardým eder; ilahi kudret her þeyi ait olduðu yere koyar, böylece ona elinden gelenin en iyisini yapma fýrsatý verir.
Cebrail, Peygamber aleyhisselâm’a dedi ki: “Ya Muham-med, dilediðin kadar yaþa, yine öleceksin; dilediðini sev, yine on-dan ayrýlacaksýn; dilediðini yap, karþýlýðýný alacaksýn.”
“Ne mutlu sana!” der ona arkadaþlarý. Bazen bir Mücâhid, insan gücünün çok üstünde bir þey yapmayý baþarýr. Ve bu yüzden diz çöküp ettiði rahmet ve yar-dým için Allah celle celâluhu’ya þükreder. Ama bir Mücâhi-din þükrü, mânevî çerçevenin ötesindedir; savaþ mey-danýnda beraber kan akýttýklarý için arkadaþlarýný asla unutmaz. Bir Mücâhide yapýlan yardýmlarýn hatýrlatýl-masý gerekmez, onu kendisi hatýrlar zaten ve onlarla mükâfatýný paylaþýr.
Yüce Allah celle celâluhu þöyle buyuruyor:
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُ
“Kim zerre miktarý bir hayýr iþlerse, onun mükâfatýný görecek.” (Zilzâl, 7)
2. EÐÝTÝM
Bir Mücâhid daima öðrenir.
Yüce Allah celle celâluhu Kur’an’da þöyle buyuruyor:
وَقُلْ رَبّ ِ زِدْنِي عِلْماً
“De ki: Ya Rabbi ilmimi artýr.” (Tâhâ, 114)
Bir Mücâhid dâima mükemmellik için gayret eder.
Düþmana indirdiði her darbenin arkasýnda asýrlarýn ilmi ve düþüncesi yatar. Her darbe þimdiye kadar sava-þa bereket vermeye devam eden geçmiþ Mücâhidlerin kuvvet ve sür’atini kapsamalý. Yaptýðý her hareket ön-ceki nesillerin bugünkü nesle gelenek yoluyla aktar-maya çalýþtýðý hareketleri onurlandýrýr.
Bir talebe hocasýna diyor ki: ‘‘Yayý gerdiðimde öyle bir an geliyor ki kiriþi býrakmazsam, azmimi kaybede-ceðim.’’
Hoca cevap veriyor: ‘‘Atýþ anýný aklýndan geçirmeyi býrakmadýðýn sürece, okçuluk yeteneðini asla geliþti-remezsin. Bazen bir hata okçunun aþýrý coþkunluk ve heyecanýndan kaynaklanýr.’’
Peygamber aleyhisselâm þöyle buyuruyor: ‘‘Kendisine ilim sorulduðunda onu gizleyen kiþiye kýyamet günü ateþten yular takýlacak.’’ (Tirmizî)
Bir Mücâhid, attýðý her adým ve yaptýðý her hareket düþmanýn zararýna ve Müslümanlarýn hayrýna olan sahabeler-den ibret alýr.
Bir Mücâhid için güçlü bir örnek, Câfer Ýbn-i Ebû Tâlib radýyallâhu anhu’nun Mute Harbindeki kahramanlýðýdýr. Savaþ kýzýþtýðýnda Mücâhidlerin lîderi Zeyd Bin Hârise radýyallâhu anhu cesur bir þekilde düþmana göðüs gererek öldü. Câfer Bin Ebû Tâlib radýyallâhu anhu hemen atýndan atladý, düþman kullanamasýn diye atýn tendonlarýný kesti ve liderin (emirin) sancaðýný “kanatlý” elleriyle yerden kaldýrdý.
Bir Mücâhid beklenmedik baþarýlarýnýn güzelliðini mükemmelleþtirir.
Bir Mücâhid silahýný her çýkardýðýnda, kullanýr.
Çeçen hançerlerindeki yazý der ki: “Gereksiz yere açmayýn, kullanmadan kapatmayýn.”
Silahlarla her yolu deneyebilir, birine yardým edebi-lir veya gelmek üzere olan tehlikeyi önleyebilir, fakat asla sebepsiz yere silahýný kýnýndan çýkarmaz.
Fakat asla bu Mücâhid’in korkusundan dolayý deðil-dir. O saldýrabilir, kendisini savunabilir veya firar ede-bilir. Aslýnda tüm bunlar savaþýn bir parçasý. Fakat bir silahla peþinen övünmek savaþta önemli deðildir ve güç kaybýdýr.
Bir Mücâhid silahýnýn her hareketine dikkat eder. Si-lahýnýn da onun yaptýðý her hareketi izlediðini bir an bile unutmaz.
Silahlar konuþmalara eþlik etmek için yaratýlmadýðý için, bir Mücâhid daima yeni þeyler öðrenmeye açýktýr.
Yüce Allah celle celâluhu þöyle buyuruyor:
إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ إِنَّ اللهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
“Ancak kullarýndan bilgili olanlar Allah’tan korkar.” (Fatýr, 28)
3. TECRÜBE
Peygamber aleyhisselâm þöyle buyuruyor: “Mü’min ayný delikten iki defa ýsýrýlmaz.” (Buhari ve Müslim)
Savaþta kazanýlan tecrübe Mücâhidin ruhunu güç-lendirir!
Bir Mücâhid sadece kendi gücüne güvenmez, düþ-manýnýn enerjisini de kullanýr.
Uzun zamandýr öðrendiði savaþ tekniklerini kullan-manýn yanýnda, sadece hamlelerle baþa çýkma ve onlarý savuþturma yeteneði ve ilham ile çarpýþmaya girer. Ama daha sonra ilham veya yeteneðin zafer için yeterli olmadýðýný, tecrübenin de gerekli olduðunu fark eder.
Ve sonra Allah celle celâluhu’dan kendisine öðretmesini ve ilham etmesini diler ki düþmanýn yaptýðý her saldýrý ona savunma sanatýnda yeni bir ders öðretsin.
‘‘O çok önyargýlý’’ der arkadaþlarý. “Savaþý býrakýp namaza baþlýyor ve bu da tam düþmanýn beklediði bir þey.” Mücâhid, eðitimin ilhamsýz ve tecrübesiz boþa geçtiðini bildiði için alaylý laflarý duymazlýktan gelir. Mücâhid geçmiþin hatalarýný tekrarlamaz ve canýný sadece tehlikeye atmaya deðecek þeyler için tehlikeye atar.
Mücâhid, birisine aptal gözüyle bakamayacaðýnýzý, gereken yeterli zaman olduðu sürece hayatýn onu eði-teceðini bilir.
Mücâhid, bazý anlarýn tekrarlanmaya meyilli oldu-ðunu bilir. Daha önceden üstesinden gelmek zorunda kaldýðý zorluklarla sýk sýk karþýlaþýr ve daha önceden þerefle kurtulmak zorunda kaldýðý zor duruma düþer ve bu ruhunu utandýrýr. Sanki her þey tekrar ediyor gibi, ilerleme yapamýyor gibi ve ilerlemeye gücü yok gibi gelir.
“Bununla daha önceden karþýlaþmýþtým” der kalbine. “Evet, karþýlaþmýþtýn” der kalbi “ama asla tam anlamýy-la karþýlaþmamýþtýn.”
Ve iþte o zaman Mücâhid, Allah celle celâluhu’nun onu doðru yolda imtihan ettiðini ve olayýn tekrarýný sâdece ilk defasýnda gönülsüz olduðu þeyi öðretmek için gön-derir
DEVAM EDECEK-
|